Koçluk gözüyle Betûl Mardin

Geçtiğimiz gün Betul Mardin’in Engelleri Avantaja Çevirmek TEDX videosuna tekrar denk geldim. Hayat öyküsü ve tercihlerindeki bakış açısı beni genellikle motive etmiştir, hiç düşünmeden açtım tekrar dinlemek üzere. Fakat koçluk deneyimim sonrasında bazı tercihleri bana çok daha tanıdık geldi desem başım ağrımaz. 🙂

Betul Mardin’i bilirsiniz. Türkiye’de Halkla İlişkiler’in temelini atmış kişidir. Arap, Kürt ve Mısır kültürlerinin karmasında yoğurulmuş bir insan. Hayatı iniş, çıkışlarla dolu. Bu inişlerin çıkış hikayesini anlatmaya başladığı zaman yalnızca içindeki cevaplara, değerlerine tutunduğunu görmek mümkün.

Sıklıkla vurguladığı üç şey var, çalışmak, bir şeyde çok iyi olmak ve çeşitlilik.

betûl mardin 1

Fransızca, Türkçe, Almanca, İngilizce ve Arapça dillerinin konuşulduğu bir ailede büyüyen Betul Mardin 5 yaşına kadar hiç konuşmamış. Sonraları kendisi anlatıyor, çok gözlem yaparmış, hangi dilde konuşması gerektiğini bilemediği için konuşmazmış. 🙂 Kullandığı ilk dil Fransızca oluyor. Ama maalesef İsviçreli dadısından gördüğü şiddet nedeniyle kekeme olan bir Betul Mardin ile karşı karşıya kalıyoruz.

10 yaşında, bir çınar ağacının altında kendisi ile dalga geçen çocuklardan bunalmış, bir yemin vermiş o gün kendine. “O yemindir beni doğuran” cümlesi ile ifade ediyor o anı Betul Mardin. “Benimle kimse alay edemeyecek, bu son alay ettikleri gün olacak!” Sonrasında çalışmak değerine tutunmuş ve ağzına bir taş parçası koyarak 2 sene boyunca egzersizlerle kekemeliğini yenmiş. Hepimizin kendi içimizde, bazen dışarıdan gelen ve koçlukta sabotajcı ya da iç eleştirmen diye tanımlanan, bizi eleştiren, korkutan ve geri çeken sesleri duyduğu olmuştur. Önemli olan o noktada ne yaptığımız işte. Betül Mardin, bu sesleri ayırt ederek, onları dinlemek yerine, ona cesaret ve azim veren iç sesini dinlemeyi tercih etmiş.

Yine başka bir koçluk kazanımımı gözlemledim şu örnekte. Hata yapmaktan korkmak ve hareketsiz kalmak yerine, kendine hata yapmak için izin vermiş ve böylelikle de hayatı doğaçlamış biri Betül Mardin. Babası tarafından üniversiteye gönderilmeyen Betül Mardin’in çalışma talebi de çok fazla ciddiye alınmamış ailesi tarafından. Bir mali kriz dönemi fırsattan istifade (kendisi engeli fırsat olarak tanımlıyor. 🙂 ) bir gazetede tercüme işleri yapmaya başlayan Betul Hanım, 4 yıl kadar gazeteciliği keşfetmeye çıkmış. Bilmiyordum ama “çalışırım” dedim meslek sahibi oldum diyor. Sonrasında TRT’de Radyoculuk teklifi alan Betül Mardin yine “çalışırım yaparım” demiş ve hiç bilmediği programcılığı öğrenmiş. Kesmemiş televizyon alanında gelen iş teklifini kabul etmiş. Benim alanım değil dememiş, tecrübem yok dememiş, BBC’de eğitim almış, çocuklarını bırakıp Ankara’ya eğitim vermeye gitmiş, çalışmış çalışmış çalışmış. 🙂

Bakış açısını pozitife çevirmeyi başarmış ve kendine “neyi daha iyi yapabilirim?” “bunu yapmak için neye ihtiyacım var?” sorularını sorarak alternatifler üretmiş. Kendi kendinin koçluğunu yapan Betul Mardin’i bugün bu seviyeye işte bu bakış açısı getirmiş.
Bugün pek çoğumuz aynı ikilemi yaşayan, tercih noktasında değerler ve mecburiyetler arasında sıkışıp kalmaktan içimizdeki sesi önceliklendiremediğimiz bir hayatı yaşıyoruz.

Sporda, sanatta, eğitimde ve iş yaşamında etkisini görmeye başladığımız koçluğu hayatı boyunca kendi içinde deneyimlemiş Betûl Mardin pek çoğumuz için güzel bir örnek.

Hayatınızı doğaçladığınız günler dileğiyle, 😉

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir