Eksik bir şey mi var hayatımda? Zuzu’nun mutluluk atölyesi yazısı…

Nasıl daha mutlu olurum? Hayaller Koçluk Atölyesi Daveti

Bu maili aldığımda mutlu muyum diye sordum kendime. Aldığım kararlardan memnun, üzerinde durduğum ayaklarımdan oldukça hoşnuttum. Zamanında aldığım koçluk desteğinin çok büyük etkisi ile hayatım boyunca karşılaştığım her şeyi kabullenmiş biri olarak mutluyum diyebilirim. Peki daha mutlu olmaya ihtiyacım var mı? Ya da mutlu olmayı beceremeyen insanlara anlatabileceğim bir şeyler öğrenebilir miyim bu atölyeden?

Her seferinde yeni bir şey keşfettiğim, yeni bir şey öğrendiğim Deniz Hüsrev ve Zeynep Yetkin Yılmaz atölyelerinden birine daha katılmaya karar verdim. Hayal kurmak ve cesaret üzerine düşüne düşüne o çok sevdiğim evin yolunu tuttum.

Hiç tanımadığım yedi kişi vardı salonda. Yine bize neler neler yaptıracak, o tanımadığım insanların en büyük farkındalıklarına şahit olacaktım kim bilir. 🙂

Her zamanki gibi çok güleç başladık atölyeye. Daha isimlerimizi söylerken kendimizle ilgili ipuçları verdik birbirimize.

IMG_1197-001

IMG_1229-001

Sonra bir şey yaptılar, hayal kurmaya ne kadar mesafeli olduğumuzu sorguladık. Ben hayalin tam üzerinde duruyordum çünkü o sabah taptaze bir fikir ortaya atmıştık iş arkadaşım Elif’le. Öyle güzel hayaller kurduk ki daha o sabah tüm sosyal medya hesaplarından projemiz için hesap oluşturmuştum. Ama etrafımda hayal kurmaktan çekinen, korkan, temkinli olan, hayal kurmaya küstüğünü düşünen insanlar da vardı.

Düşünmeye zorlandılar. Onlara hayal kurdurtmayan ne varsa, adım adım hayal kurma noktasına yaklaştılar.

Hepimiz toplaşıp bir hikaye yazdık mesela, içimizden geldiği gibi. O zaman gördüm ki hikaye dediğim benim cümlelerimle şekilleniyor. Başka etkenlerin hikayeme yön vermesini kabul etmek ya da hikayeye tekrar yön vermek kararı benim elimde.

Bu bizim hikayemiz mesela :) Ve mutlu sonla biten kartı bendeniz koydum efenim :)
Bu bizim hikayemiz mesela 🙂 Ve mutlu sonla biten kartı bendeniz koydum efenim 🙂 #benimbedenimbenimkararım 🙂

Koçlukta olma hali ile yapma hali çok sık duyduğum şeyler. Bu atölyede de olmak ile yapmak temelinde hayalleri irdeledik. Ne olmak, ne yapmak, neyi yapmamak, nasıl olmamak istiyoruz, bugüne kadar neden olamadık, bugünden sonra ne olursa olabiliriz bunları düşündük ve kendimiz hakkında notlar aldık. Ne çok olmak var…

Ne çok olmak var...
Ne çok olmak var…

Bu arada içimizde bir şeyleri yapmamamız, beceremeyeceğimiz, “sırası değil, sen kim onu yapmak kim” falan diyen bir iç ses var ya, ona yoğunlaşıp onu tanımladık. Ona bir isim verdim, yozgat kafası 🙂 Ve resmini çizdim onun ama paylaşmayacağım. Benim için ciddi bir yüzleşme oldu ve onunla nasıl baş edebileceğimi düşünüp, kararlar aldım oracıkta. Sanki içimde bir şeyler geçmiş 28 yılın üzerine derin bir “ohh be” çekti. 🙂

Duvarda çok tatlı bir yılbaşı ağacı vardı. Temsili 🙂 Biz yeni yıl ile beraber kurduğumuz hayallerle ilgili aldığımız notları, yaptığımız resimleri, ürettiğimiz objeleri oraya astık. Bir sonraki yıl oradaki şeyleri gerçekleştireceğimize inanarak ve tebessümle ayrıldık atölyeden.

IMG_1228

Aradan bir aya yakın zaman geçti, hayallerime kavuşmak için yoğun ve sık adımlar atarak geçen bu zamanda atölyede fark ettiklerimle ilerlerken, yazıya dökmek istedim ve bir cafeye oturdum. Bilgisayarıma ilk cümleleri yazarken dikkatimi dağıtan ama iyi ki de dağılmış dediğim bir şey oldu.

Çalıştığım masada 35- 40 yaşlarında İngiliz bir kadın, Türk bir hocadan Türkçe dersi alıyordu. Türkçe olarak son bir haftasını anlatmaya çalıştı. Gün gün… “Pazartesi çok çalışmış, çok az uyumuş, salı çok erken kalkmış ve çok ağlamış, çünkü Türkçe çok zor bir dilmiş ve sınavı varmış. Sonra kendini toplamış sınava girmiş, çarşamba çok uyumuş, kahvaltı etmiş, sonra tekrar yatağa gitmiş… bla bla bla”

Salak yerine salaklı dedi mesela :) Bir çocuk gibi pes etmeden devam etti cümlelerine :)
Salak yerine salaklı dedi mesela 🙂 Bir çocuk gibi pes etmeden devam etti cümlelerine 🙂

O bunları anlatırken ne kadar çocuksu bir heyecan taşıdığını fark ettim. Pek çok kez cümleleri karıştırdığı, çoooook ciddi hatalar yaptığı halde çocuk şirinliğini hiç kaybetmeden devam ediyordu anlatmaya. Çabasını gözlemlerken hatrıma düştü; atölye tanıtımında yer alan şu paragraf ne kadar da doğruydu.

“Çocuklar çok hayal kurarlar. Onların hayal gücü ve cesareti sınırsızdır. Hata yapmaktan, gerçekçilikten uzaklaşmaktan ya da alay edilmekten çekinmezler. Bir çocuğun “eğer param, zamanım ya da çevrem olsaydı bu hayalimin peşinden koşardım,” dediğini asla duyamazsınız. Yetişkin olma yolculuğunda bir noktada gizemli bir şekilde korku, yargı ve bahaneleri ediniriz.

Gelin bu atölyede bir çocuk merakı ve cesaretiyle duralım ve hayallerimize yer açalım. Yeni yılla birlikte, hayatımıza eklemek ve çıkarmak istediğimiz şeyler daha belirginleşiyor. Bunlar hem nasıl olmak/olmamak, hem de neler yapmak/yapmamak istediğimize dair hayaller…

Bu hayalleri birlikte yeni yıla girmeden hedeflere ve seçimlere dönüştürelim ve daha mutlu olmayı seçelim.”

Atölye sonunda “gerçekleşmiş bir hayalimiz” kavramının bile gözümüzde çok büyük olduğunu fark ettim. Aslında ne hayal kurmak büyük bir iş, ne de o hayali gerçekleştirmek. Bütün mesele çocuklukta sahip olduğumuz merak ve cesaret ile hareket etmekte sevgili okurum.

“Depresif, işe yaramaz, uyuşuk, bir türlü istediği şeyler için adım atamayan biri olduğunu düşünen herkes için geçerli bir reçete bence bu.

2016’da bol bol hayal kurmanızı ve attığınız her adımda hayallerinizin tam üzerinde olmanızı dilerim.

Sevgiyle, beni özleyin anacım 🙂

2 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir