Eksik bir şey mi var hayatımda? Zuzu’nun mutluluk atölyesi yazısı…

Nasıl daha mutlu olurum? Hayaller Koçluk Atölyesi Daveti

Bu maili aldığımda mutlu muyum diye sordum kendime. Aldığım kararlardan memnun, üzerinde durduğum ayaklarımdan oldukça hoşnuttum. Zamanında aldığım koçluk desteğinin çok büyük etkisi ile hayatım boyunca karşılaştığım her şeyi kabullenmiş biri olarak mutluyum diyebilirim. Peki daha mutlu olmaya ihtiyacım var mı? Ya da mutlu olmayı beceremeyen insanlara anlatabileceğim bir şeyler öğrenebilir miyim bu atölyeden?

Her seferinde yeni bir şey keşfettiğim, yeni bir şey öğrendiğim Deniz Hüsrev ve Zeynep Yetkin Yılmaz atölyelerinden birine daha katılmaya karar verdim. Hayal kurmak ve cesaret üzerine düşüne düşüne o çok sevdiğim evin yolunu tuttum.

Hiç tanımadığım yedi kişi vardı salonda. Yine bize neler neler yaptıracak, o tanımadığım insanların en büyük farkındalıklarına şahit olacaktım kim bilir. 🙂

Her zamanki gibi çok güleç başladık atölyeye. Daha isimlerimizi söylerken kendimizle ilgili ipuçları verdik birbirimize.

IMG_1197-001

IMG_1229-001

Sonra bir şey yaptılar, hayal kurmaya ne kadar mesafeli olduğumuzu sorguladık. Ben hayalin tam üzerinde duruyordum çünkü o sabah taptaze bir fikir ortaya atmıştık iş arkadaşım Elif’le. Öyle güzel hayaller kurduk ki daha o sabah tüm sosyal medya hesaplarından projemiz için hesap oluşturmuştum. Ama etrafımda hayal kurmaktan çekinen, korkan, temkinli olan, hayal kurmaya küstüğünü düşünen insanlar da vardı.

Düşünmeye zorlandılar. Onlara hayal kurdurtmayan ne varsa, adım adım hayal kurma noktasına yaklaştılar.

Hepimiz toplaşıp bir hikaye yazdık mesela, içimizden geldiği gibi. O zaman gördüm ki hikaye dediğim benim cümlelerimle şekilleniyor. Başka etkenlerin hikayeme yön vermesini kabul etmek ya da hikayeye tekrar yön vermek kararı benim elimde.

Bu bizim hikayemiz mesela :) Ve mutlu sonla biten kartı bendeniz koydum efenim :)
Bu bizim hikayemiz mesela 🙂 Ve mutlu sonla biten kartı bendeniz koydum efenim 🙂 #benimbedenimbenimkararım 🙂

Koçlukta olma hali ile yapma hali çok sık duyduğum şeyler. Bu atölyede de olmak ile yapmak temelinde hayalleri irdeledik. Ne olmak, ne yapmak, neyi yapmamak, nasıl olmamak istiyoruz, bugüne kadar neden olamadık, bugünden sonra ne olursa olabiliriz bunları düşündük ve kendimiz hakkında notlar aldık. Ne çok olmak var…

Ne çok olmak var...
Ne çok olmak var…

Bu arada içimizde bir şeyleri yapmamamız, beceremeyeceğimiz, “sırası değil, sen kim onu yapmak kim” falan diyen bir iç ses var ya, ona yoğunlaşıp onu tanımladık. Ona bir isim verdim, yozgat kafası 🙂 Ve resmini çizdim onun ama paylaşmayacağım. Benim için ciddi bir yüzleşme oldu ve onunla nasıl baş edebileceğimi düşünüp, kararlar aldım oracıkta. Sanki içimde bir şeyler geçmiş 28 yılın üzerine derin bir “ohh be” çekti. 🙂

Duvarda çok tatlı bir yılbaşı ağacı vardı. Temsili 🙂 Biz yeni yıl ile beraber kurduğumuz hayallerle ilgili aldığımız notları, yaptığımız resimleri, ürettiğimiz objeleri oraya astık. Bir sonraki yıl oradaki şeyleri gerçekleştireceğimize inanarak ve tebessümle ayrıldık atölyeden.

IMG_1228

Aradan bir aya yakın zaman geçti, hayallerime kavuşmak için yoğun ve sık adımlar atarak geçen bu zamanda atölyede fark ettiklerimle ilerlerken, yazıya dökmek istedim ve bir cafeye oturdum. Bilgisayarıma ilk cümleleri yazarken dikkatimi dağıtan ama iyi ki de dağılmış dediğim bir şey oldu.

Çalıştığım masada 35- 40 yaşlarında İngiliz bir kadın, Türk bir hocadan Türkçe dersi alıyordu. Türkçe olarak son bir haftasını anlatmaya çalıştı. Gün gün… “Pazartesi çok çalışmış, çok az uyumuş, salı çok erken kalkmış ve çok ağlamış, çünkü Türkçe çok zor bir dilmiş ve sınavı varmış. Sonra kendini toplamış sınava girmiş, çarşamba çok uyumuş, kahvaltı etmiş, sonra tekrar yatağa gitmiş… bla bla bla”

Salak yerine salaklı dedi mesela :) Bir çocuk gibi pes etmeden devam etti cümlelerine :)
Salak yerine salaklı dedi mesela 🙂 Bir çocuk gibi pes etmeden devam etti cümlelerine 🙂

O bunları anlatırken ne kadar çocuksu bir heyecan taşıdığını fark ettim. Pek çok kez cümleleri karıştırdığı, çoooook ciddi hatalar yaptığı halde çocuk şirinliğini hiç kaybetmeden devam ediyordu anlatmaya. Çabasını gözlemlerken hatrıma düştü; atölye tanıtımında yer alan şu paragraf ne kadar da doğruydu.

“Çocuklar çok hayal kurarlar. Onların hayal gücü ve cesareti sınırsızdır. Hata yapmaktan, gerçekçilikten uzaklaşmaktan ya da alay edilmekten çekinmezler. Bir çocuğun “eğer param, zamanım ya da çevrem olsaydı bu hayalimin peşinden koşardım,” dediğini asla duyamazsınız. Yetişkin olma yolculuğunda bir noktada gizemli bir şekilde korku, yargı ve bahaneleri ediniriz.

Gelin bu atölyede bir çocuk merakı ve cesaretiyle duralım ve hayallerimize yer açalım. Yeni yılla birlikte, hayatımıza eklemek ve çıkarmak istediğimiz şeyler daha belirginleşiyor. Bunlar hem nasıl olmak/olmamak, hem de neler yapmak/yapmamak istediğimize dair hayaller…

Bu hayalleri birlikte yeni yıla girmeden hedeflere ve seçimlere dönüştürelim ve daha mutlu olmayı seçelim.”

Atölye sonunda “gerçekleşmiş bir hayalimiz” kavramının bile gözümüzde çok büyük olduğunu fark ettim. Aslında ne hayal kurmak büyük bir iş, ne de o hayali gerçekleştirmek. Bütün mesele çocuklukta sahip olduğumuz merak ve cesaret ile hareket etmekte sevgili okurum.

“Depresif, işe yaramaz, uyuşuk, bir türlü istediği şeyler için adım atamayan biri olduğunu düşünen herkes için geçerli bir reçete bence bu.

2016’da bol bol hayal kurmanızı ve attığınız her adımda hayallerinizin tam üzerinde olmanızı dilerim.

Sevgiyle, beni özleyin anacım 🙂

Biricik İK gazetemiz Hürriyet İK’nın 19.yılında 1000.sayısını kutladık.Benim için Hürriyet İK Demek…

Geçtiğimiz hafta Zorlu Center’da Hürriyet İK aşıkları toplandık, 1000.sayıyı kutladık.

Açılışı Serdar Devrim konuşmasıyla yaptı, en az yazdığı kadar güzel konuştu adamım. Doğrudan girdi konuya, kısa, öz anlattı 1000 sayı hikayesini.

serdar devrim açılış konuşması

Sonra Ayşe Arman arz-ı endam eyledi. Bir ay içinde 2. kez canlısını görmüşlüğüm var, kalbi güçlendirir bir kadın. O varsa kahkaha var. Evrim Kuran ile Y kuşağı hakkında mini bir röportaj yaptı. Güldük, eğlendik, sağlam ve net cevaplar aldık.

atarlı ergen y kuşağı

valla dükkan y kuşağının

tornaya sokmadan kuşak farkını kapatmak

özel yaşam dengesi

Sonra BLAM seyri için oturduk koltuklarımıza. Müthiş bir performans izledik. Sıkıcı iş hayatını biraz keyiflendirmek isteyen 4 çalışanın sözsüz sahne performansına hayran kalmakla birlikte çok duygusal, çok derin buldum. Pek çok aksiyon, akrobasi ve komedi unsuru olmasına rağmen iş hayatının gerçekliklerini yansıtmışlar diye düşünüyorum. Yalnızca “damacana”yı konumlandıramadım gerçek hayatta. Ne bileyim çok da zorlamadım, malum damacana ve aşk çok da alışık olduğumuz bir şey değil. 😉

IMG_3130

19 yıl 1000 sayı… Dile kolay ama zihnime zor geldi. Düşünüyorum düşünüyorum benim tanışıklığım ne kadardır diye, 2005’te okumuşum ben ilk kez. Üniversite yılları. İnsan Kaynakları Yönetimi bölümünde öğrenim görürken ki o yıllar neredeyse bilgisayar ve internet kıtlığı çektiğim inanılmaz bir döneme denk gelir, hocaların verdiği kitapların dışında ne okusam da güncel uygulama görsem sorusunun cevabı olmuştur kendisi. Teoriler iyi hoş ama uygulama yapmadan, görmeden iş hayatına girince duvara çarpacağım diye düşünüyordum ki her hafta yanıma yoldaş oldu bu şirin gazete.

O zamandan bu zamana 4 farklı sektörde İK alanında çalıştım, her konuda beslendiğim bir gazete oldu Hürriyet İK.

Eğitime bakış açıları, insan kaynaklarının geleceği, trendler, yeni yöntemler, çalışan psikolojisi, işveren markası, kuşaklar derken eksik ne yanım varsa tamamladı sanki. 1000 sayı değil yüzlerce bin sayı basılsa her birinde yeni bir şey öğreneceğimden zerre şüphem yok. Nice yılların olsun Hürriyet İK! 🙂

hürriyet ik oy moy

Benim için Hürriyet İK demek pazar günü erken uyanıp büfeye gitmek demek.
Yorgunluktan, öğleden sonraya kadar uyuduğum pazarlar stresle uyanıp acaba bitmiş midir diye söylenerek giyinmek demek.
Impostor sendromu, yıldız tuşu sendromu, sosyal fobi, 50 yaş sendromu ne demek bilmek demek.
Biriken Hürriyet İK’ların iş arkadaşları tarafından da okunması için 2 ayda bir topluca ofise taşınması demek.
Ankara’da yaşarken her pazar “Anneee hayat İstanbul’da, zirveler İstanbul’da, eğitimler İstanbul’da, İnsan Kaynakları İstanbul’da ben neden buradayım!” demek. ( Ay resmen İstanbul’a yerleşme sebebim! 🙂 )
Kahvaltı sonrası gazeteyi masaya serip okumak demek, yazıların fotoğrafını çekip sosyal ağlarda fikrimi eklemek demek.
ufuk tarhan hürriyet ik sosyal medya

Atamalar, terfiler demek.
Yaratıcı ilanlar, ödüller demek.
Provoke etmek demek, sektörleri yürütmek, farkındalık katmak demek.
İş cinayetleri demek, istatistikler demek, insan hakları demek.
Sektöre yeni girenler, kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları, ilanlar demek.

Ne bileyim Hürriyet İK sayfa sayısı azalınca ülke ekonomisi kötüye gidiyor bile olabilir. 🙁
Akrabalarıma, eşe dosta çalıştığım departmanı bin farklı şekilde anlattığım halde “Haa halkla ilişkiler yani” tepkisini aldığım bir dönemde bu işin gazetesini çıkarmış adamlar. Helal olsun Hürriyet İK.
Güzel şey yani Hürriyet İK.
Siz basın, biz okuruz. 😉

Hürriyet Tecrübe Enerji 1000 sayı Terfi

Terfi TV – 2014 PERYÖN Kongre’den Keyifli Röportajlar

Avrupa’nın en büyük insan kaynakları kongresinden eğlenceli ve renkli görüntüler.
Terfi, her cumartesi saat 12:30’da Bloomberg HT’de. İster aday ol, ister İnsan Kaynakları Profesyoneli, bu programda senlik çok şey var. 😉

Videodaki İK bloggerları: Zuhal DURSUN, Artemiz Güler (artemizguler.blogspot.com.tr), Aydan Çağ (aydancag.com), Seda Küçük (www.sedolinka.com), Ali Cevat Ünsal (alicevatunsal.wordpress.com) ve Nilüfer Koçyiğit (niluferkocyigit.com)

Videyou izlemek için fotoğrafa tıklayınız.
Videyou izlemek için fotoğrafa tıklayınız.

“Bunlar hep kendin gibi olmaktan” dedi… İKulis artık PERYÖN ödüllü bir blog :)

Hiçbir şey için bir hafta sonra teşekkür ettiğimi hatırlamıyorum.
Aslında twitter, facebook, e-postalar falan derken parça parça teşekkür atıştırmaları yapmam minnet duygumu bastırmış olabilir.
Eğitim ve çalışma hayatının birleşmesi yoğun kılıyor insanı ne yalan söyleyeyim. Ertelemeye meyyalim vallahi dersten diyor, affınıza sığınıyorum. (atıf için tıklayınız: ekşi şeyler :))

kazandı değil mi ikulis peryon blog ödülü 1.si 2014

Dinginlikle yazıyorum bu akşam…
Dersim iptal olmuş, sinmişim salonda bir köşeye, Peryön Blog Ödülleri heyecanımın üzerinden bir hafta geçmiş, keyifliyim. 🙂

Dört yıla yakın takma isimle içimi döktüğüm blog formatımı geçen yıl Peryön İK Blog Ödülleri nedeniyle değiştirdim. Tam bir yıl sonra o 1.lik ödülü geldi kondu günlüklerimin arasına. 🙂

Çocuk zuzu günlüğü - Genç zuzu günlüğü - 20li yaşlar günlüğü ve insan kaynakları günlüğü peryön 2014
Çocuk zuzu günlüğü – Genç zuzu günlüğü – 20li yaşlar günlüğü ve insan kaynakları günlüğü Peryön 2014

Neden mi blog yazdım?

İnsan Kaynakları Yönetimi’nden yeni mezun olmuş, iş hayatına atılmış taze bir kan, her şeyin kitaplarda yazıldığı gibi olacağını düşünen çömez ama firmalara İnsan Kaynakları Yönetimi sistemi kurmayı teklif edecek kadar cevval bir İK’cı idim o zaman. Ankara’da çalışırken bir mülakat daveti aldım İstanbul’dan. Kalktım geldim lakin ne duyayım: “Sizinle mülakat yapacak çalışanımız yıllık izne ayrıldığı için bla bla bla…”
Sanki dilimi tuttular neden bilmem hakkımı savunamadan kendimi Esenler Otogarı’nda otobüslere bakarken buldum. O gün kendime ne kadar kızdığımı hiç unutamıyorum. Eleştirmek, hak savunmak, bu böyle olmaz bak bunun doğrusu budur demek insanın içini huzurlu kılıyormuş böyle fark ettim. O günden beri bunun kat kat fazlası saçmalıklar gördüm İnsan Kaynakları alanında. Güzel deneyimlerim de oldu. Hepsini elimden geldiğince eleştirdim, yazdım, çizdim, öneriler getirdim. İKulis işte bu tür deneyimlerin sonucunda var oldu. 🙂

PERYÖN 2014 İK BLOG YARIŞMASI 1.Sİ zuhal aslan

Yarışma sonrası jüri üyeleri ile sohbetimde “Neden İKulis’i seçtiniz?” sorusu şu yanıtları buldu:

* Üslubunu keyifli bulduk, okurken hiç sıkmıyor.
* İnsan Kaynakları profesyoneline de, İnsan Kaynakları hakkında en az bilgi sahibi olan çalışana da bir şeyler katabilecek içeriklerin olduğunu gözlemledik.
* Görsellerin özgün, orijinal konu çok.
* Eleştirel bakışın güzel noktalara değiniyor, ülkemizdeki İnsan Kaynakları çalışanlarının bu eleştirileri duymaya ihtiyacı var.

Ne mutlu bana ki hayat kulağıma hep bir şeyler fısıldamış, hep duyduğum şekilde yansıtmışım o fısıltıları.
Ne mutlu ki hep doğru insanlara doğru zamanlarda doğru değerler vermiş, doğru şeyler söylemişim.

ikulis oyunun kuralları PERYÖN BLOG ÖDÜLLERİ CAPS 2014

2014 Ekim itibariyle oylamaların yapıldığı 15 günlük dönemde heyecan ve stresten çok; mutluluk duyduğum bir uğraş oldu yarışmayı duyurmak. O günlerde teşekkür etmem gereken insanları etiketledim yavaş yavaş. 🙂

Yarışma boyunca en stresli geçebilecek dönemi caps fikri ile keyifli hale getirdiği için Türker Okay’a (www.turkerokay.com),

Kendi görsellerimi hazırlarken hiç beklemediğim anda benim için hazırlanmış caps yağmurlarına tutulmama sebep olan kardeşlerime ve arkadaşlarıma (İsimlerini tek tek ‘caps’lerde belirtiyor olacağım, emekleri çok çok büyük! Ayrıntı için : http://www.ikulis.net/peryon-ik-blog-yarismasina-nasil-hazirlandim/),

Yarışma boyunca bilgilendirme ve yönlendirmeleriyle bloggerlara yardımcı olan Özlem Helvacı ve Eda Dağdelen’e,

Bu kadar güzel gerekçelerle beni tercih eden tüm jüri üyelerine,

linkedin NBS recruitin gencoorkun

Beni besleyen, espritüel yapımı koruyan, şekerden yapılmış patronlarım Ahu Bade Nilgün, Senem Erdoğuş ve Nuran Taşhan’a,

Yarışmada ilk 10 blogun belirlenmesi için oylamaya katılan tüm destekçilerime,

Her yazıda, tweetlerde, tüm konuşmalarında benden “birincimiz”, “gönlümüzün birincisi” diye bahseden diğer İK blogger arkadaşlarıma, (hem destekleri hem de sevgi ve dayanışma esaslı bir ekip olduğumuzu gösterdikleri için!)
Ayrıca yarışmada finale kalan arkadaşlarım Ali Cevat Ünsal (alicevatunsal.wordpress.com) ve İbrahim Babadağı’nı (wwww.banaisbul.com) bir kez daha tebrik ederim 🙂

ik bloggerları 2014 peryön kongre ilk gün akşamı

Bana yazmanın güzel bir ifade şekli olduğunu daha ilkokul çağımda öğreten, ilkokuldan beri günlük yazmama ve tüm o günlükleri saklamama vesile olan, ödül aldığımı duyar duymaz şehir aşıp gelen canım annem ve babama,
Bana yazmanın güzel bir ifade şekli olduğunu daha ilkokul çağımda öğreten, ilkokuldan beri günlük yazmama ve tüm o günlükleri saklamama vesile olan, ödül aldığımı duyar duymaz şehir aşıp gelen canım annem ve babama,
Törenin ertesi sabahı "ödülü ben mi aldım yoksa rüya mıydı" diye salona gidip kontrol yapacak kadar beni heyecanlandıran Peryön'e,
Törenin ertesi sabahı “ödülü ben mi aldım yoksa rüya mıydı” diye salona gidip kontrol yapacak kadar beni heyecanlandıran Peryön’e,
Ertesi gün çalıştığım ofise elinde pastası ile "Burada ödüllü bir blogger varmış!" diye bağırarak giren sevgi yumağı Genco Orkun Genç'e,
Ertesi gün çalıştığım ofise elinde pastası ile “Burada ödüllü bir blogger varmış!” diye bağırarak giren sevgi yumağı Genco Orkun Genç’e,
İkinci gün kongreye katılamayan ama ödülü alır almaz beni  "Bunlar hep kendin gibi olmaktan" cümlesi ile tebrik eden hayatı okuma gözlüğüm Ahmet Eryılmaz'a,
İkinci gün kongreye katılamayan ama ödülü alır almaz beni “Bunlar hep kendin gibi olmaktan” cümlesi ile tebrik eden hayatı okuma gözlüğüm Ahmet Eryılmaz’a,

Türk Dil Kurumu’na, SpongeBob’a, Richie Rich’in hizmetçisi Irona’ya, Yeşilçam’ın kötü yüzü Coşkun Göğen’e, Lannister ailesine, Juliette Binoche ve Krzysztof Kieślowski’ye, izlediğim tüm filmlere, dinlediğim şarkılara, okuduğum kitaplara, bloguma ve hayatıma renk katan her şeye, kendimi linkteki gibi hissetmeme neden olan herkese her şeye çok teşekkür ederim! 🙂

https://vine.co/v/OiH9rqMu2i6

Her günlük bir amaca hizmet eder :)
Her günlük bir amaca hizmet eder 🙂

Peryön İK Blog Yarışması’na Nasıl Hazırlandım?

Selamlar millet,

Azıcık kafamı dağıtmaya girdim buralara.

Aklıma geldi biz Peryön Blog Yarışması’nı duyurmak ve oylamaları artırmak için caps ve film replikleri görselleri hazırlamış idik.

Bu Salı ve Çarşamba günleri (4-5 Kasım yani) zirve gerçekleşecek, ödül töreni yapılacak.

İlk 10’a girer miyiz bilmem ama aşırı eğlenceli bir hazırlık süreci geçirdik.

Tüm arkadaşlarımın, kardeşlerimin fikir, emek ve desteklerini hiçe sayamam çok kıymetli eşim dostum varmış benim. 🙂

İşte o görseller 🙂

Teşekkürler: Murat Özdemir
Teşekkürler: Murat Özdemir
Teşekkürler: Sercan Özyazıcı
Teşekkürler: Sercan Özyazıcı
Teşekkürler: Sercan Özyazıcı
Teşekkürler: Sercan Özyazıcı
Teşekkürler: Murat Özdemir
Teşekkürler: Murat Özdemir
Teşekkürler: Tarık Arıkan
Teşekkürler: Tarık Arıkan
Teşekkürler : Zeynep Aslan Özdemir
Teşekkürler : Zeynep Aslan Özdemir
Teşekkürler:  Cem Karadavut
Teşekkürler: Cem Karadavut
Teşekkürler: Zeynep Aslan Özdemir
Teşekkürler: Zeynep Aslan Özdemir
Zuzu :)
Zuzu 🙂

Bu Blog PERYÖN İK Blog Yarışması’nda yarışıyor!

Ho ho ho!

Sevgili okurum, meslektaşım, CV’sine göz attığım, ucundan kıyısından kariyer haritasını çizdiğim, mülakatına dahil olduğum, hatalarını belirtip başka mülakatlarını kurtardığım tüm adaylar hepinize selamlar.

Biliyorsunuz ki PERYÖN (Türkiye İnsan Yönetimi Derneği) her yıl bu zamanlarda İnsan Kaynakları Zirvesi düzenliyor.
İki senedir de İnsan Kaynakları alanında içerik üreten bunları kendi sayfalarında paylaşan kişilere oylama ile ödül veriyor.
Bu sene bu yarışmaya ben de katılma fırsatı buldum.
Sizlerden aşağıda bulunan linki tıklayarak bu oylamaya katılmanızı, Z harfinin güzelliği ile en son sıradan beni bulmanızı ve oyunuzu vermenizi rica ederim efendim.

http://www.peryonkongre.com/ik-blog-odulleri_2014/oylama.html

ikulisnet blog yarışma

www.ikulis.net ve Zuzu neden mi bu ödülü hak ediyor?

Çünkü İkulis;

Günümüz İnsan Kaynakları fonksiyonlarına eleştirel bir yaklaşım sergiler. İş yaşamımızda karşılaştığımız sorunları, kurduğumuz hayalleri, ‘yapılması imkansız’ diye etiketlediğimiz fikirlerimizi oturduğumuz ofiste yakınmak yerine paylaşıma açar, tartışma sağlar, araştırma yapılmasına olanak verir ve çözüm önerileri sunarak fonksiyonların geliştirilmesine katkıda bulunur. İnsan Kaynakları alanında yapılan her türlü toplantıya iştirak eder, gözlem yapar, görüş bildirir ve İnsan Kaynakları kulisleri hakkında bilgilendirme yapar. İyi bir İK çalışanı olmanın esaslarını ilke edinmiştir. Bu doğrultuda hareket eden İKulis, her durumu mülakat masasının iki tarafından ele alır ve yayınlarını bu esasla sizlere ulaştırır.

Bunun yanı sıra ben bu site aracılığı ile ihtiyacı olan varsa CV’sine göz atıyorum, adayın yapabileceği yanlışların önüne geçmeye çalışıyorum.

İyi bir tiyatro seyircisi, oyuncusu ve metin yazarıyım diyebilirim. 🙂

Yazmayı seviyorum, dil bilgisi ve imla kurallarını seviyorum.

Güzel anlatımı ve özellikle özgün olmayı seviyorum. Sevdiğim ölçüde de özgünlüğe hayatımda yer veriyorum. İKulis de özgün bir İnsan Kaynakları blogu olma yolunda ilerliyor nitekim.

Oylarınız tüm bu emekleri taçlandıracak diye düşünüyorum.

Şimdiden zamanınız ve oylarınız için teşekkür ederim.

Başarı dileklerimle 😉

Sevgiler.

İş teklifi alıp karar aşamasında anasına, atasına danışmak zorunda olanlara birkaç söz…

Yaşın kaç bilmiyorum, öğrenci olabilirsin, tecrübesiz ya da acayip tecrübeli olabilirsin.
Belki de uzun süredir işsizsin ve hatta maddi sıkıntıların var, acayip paraya sıkıştın.
Bakmakla yükümlü olduğun tatlı veletlerin, nazlı kızların var.
Eşin tek başına yetişemiyor belki evin ihtiyaçlarına.
Belki çok istediğin bir telefonu almak için günlük işler yapmaya çalışıyorsun, belki araba hayalin var derdin bir an önce bir işe girmek.
Belki kendini geliştirmeye niyet ettin, kursa gidiyorsun ya da kapandın eve deliler gibi yabancı dil çalışıyorsun.
Ve sanki kursa devam etsen, sınavlarını geçsen, yabancı dil öğrensen birkaç level yukarı sıçrayacaksın. Var içinde öyle hisler.
Ve hatta kafanda bu dönemi böyle tasarlamışsın.
Lakin hayat hep senin planlarına göre işlemiyor.
Belki de bir fırsat en kritik döneminde seni dürtüyor.
Falan filan.
Az çok bir çerçeve çizdiğimi düşünüyorum.

Yukarıdaki tüm ihtimalleri yok et kafanda önce.
İçine bak bakalım, başvurduğun ya da teklif aldığın iş sana sence zamanında mı geldi?
Başlama tarihin o işin başarısını etkileyebilecek bir dönem mi?
Diyelim ki kabul ettin, emek verdiklerin ve henüz bitiremediğin o süreçler risk altına giriyor mu?
Bir yıl çalıştın, o sürede sekteye uğrayan işin, gücün, eğitimin, en başta bir sene önceki hırsın ve azmin meyvesini veremedi. O bir yıl çalışma sana biraz cep rahatlığı, bir kredi çekme imkanı sağlarken geleceğin için yeni kapıları ardına kadar açacak kadar güçlü bir çalışmışlık mı? Bu kadar etkili bir tecrübe mi?
Önceliklendirdiğin ve belli bir önem yüklediğin sorumlulukların çok fazlaysa, gelen teklif bu sorumluluklarınla entegre olmak bir yana sana köstek olacaksa, getirisi sadece belirli iş sözleşmesine yazılmış tutar olarak aklında kalacaksa sana sözüm hayallerinin peşini bırakmaman.
( Bunu çok uçuk hayalleri olmayan bir aday olduğunu düşünerek söylüyorum, ayakları yere basan aday candır 🙂 )
302427_10150416656774084_1938534089_n

Yaşın, konumun, maddi destek olman ya da alman nedeniyle ailene, arkadaşlarına ya da içindeki korkuyla yönlendirilmiş, acil ihtiyaçlarla önceliklendirilmiş dürtülere danışmak zorunda kaldığın olmuştur, olacak.
Onları dinleme!

‘İş önemli değil sen parana bak’ derler.
‘Unvan iyi işte, iş tanımını napcaksın!’ derler.
‘Hele bi gir de, elbet sen çalışırken iş teklifi gelir başka yere geçersin’ derler.
‘Sen başla, iş çok vaktini alır da kursundan, sınavından, ailevi sorumluluklarından geri kalır ilişkileri yürütemezsen, yapamazsan söyler bırakırsın nolcak canım’ derler.
DERLER…

stres4

Bir İK’cı olmadıkları, bir Kariyer Danışmanı gözünden bakamadıkları için bunları derler.
İlkeleri olan bir çalışan olmadıkları için derler.
Prensipleri olan bir birey olmadıkları için derler.
İş ahlakı duyguları temel ihtiyaçları tarafından baskılanmış bir ihtiyaç sahibi oldukları için derler.
İnsana ve ilişkilerine, zamana ve referansa gerektiği kadar önem veremedikleri için derler.
Senin diğer sorumluluklarını, planlarını, stratejini bilmedikleri, bilseler de hoşlarına gitmediği için derler.
Belki de seni fazla önemsemedikleri için derler.

Yani aslında kötü insan olduklarından değil, bu bakış açısına haiz olmadıklarından derler.

Sen onlara uyma sevgili aday!
Başarından pay alacakları kadar başarısızlığından pay almayacak, olumsuz sonuçları, altına girdiğin riskleri seninle birlikte göğüslemeyecekler ne yazık ki…

Kafanın rahat, başka sorumluluklarının olmadığı bir dönemde, hiç aklında olmayan bir işi tüm psikolojik sözleşmelerini yaparak kabul et, kendini gerçek tut ve maksimum performansını göster, yine de olmadıysa nasip de geç. En azından arkanda seni verdiğin çabayla, ilkelerinle, aklınla hatırlayacak bir iş çevresi bırak ki CV’nin geleceği aydınlık olsun.

Yok Dimyat’a pirince giderken evdeki bulguru kurtlandıracaksan o kararı bir zahmet alma.
3 kuruş kâr için 5 kuruşluk risk alınmaz.
Hem zaten Mısır çok karışık, otur evdeki bulguru planlı şekilde ye, birkaç level atla, dilersen Madagascar’a tatile giderken Dimyat’a uçaktan el salla…

Benim yorumlamam bu kadar… 🙂

hqdefault

zuhal imza

İstanbul’a kar yağdı, bugün firmalar çalışanları için ne yaptı?

İstanbul trafiği çok az yağmur dahi yağsa nasıl karmaşa yaşıyor biliyorsunuz. Geçtiğimiz üç yıl her kar yağışında zorlu aşamalardan geçip evimize ulaşmıştık. Bu yıl duyarlı firmalar çalışanlarına erken çıkış veriyor. Bu firmaları ve tabii ki bu firmaların İnsan Kaynakları Departmanlarını gönülden tebrik ediyor ve burada duyuruyorum. 🙂

iş yeri kar tatili insan kaynakları

Türk Tuborg çalışanları 16:00′ da çıkacak.

Finansbank servisleri 15:30′ da hareket edecek.

Hayat Kimya dün erken çıkış yapmıştı, bugün de 16:00′ da çıkacak çalışanlar.

GE Maslak ve Levent ofis çalışanlarına evden çalışmalarını önerdi.

TAV çalışanları bugün 15:00’de çıkacak.

Tmob 15:30’da çıkış yapacak.

Allergan ilaç 16:00’da çıkış yapacak.

Merck İlaç 15:00’de çıkış yapacak.

İkea merkez ofis 15:15’de çalışanlarına izin verdi.

Hayat Kimya yolların açık olması nedeniyle çıkış saatini 17:30 a çekti.

Jotun çalışanları 16:00’da çıkış yaptılar.

Albaraka Türk çalışanları 17:00’de çıkış yapacak.

Bugünün çalışan dostu, kahraman iş verenlerine haberim oldukça burada yer vermeye devam edeceğim. 🙂

Hadi yine iyisiniz. 😉

İyi dinlenin, verimli çalışın. 🙂

Zuhal DURSUN