Evde çalışanların sigorta sorunu

Son haftalarda en çok tartışılan konulardan biri de “ev hizmetlerinde çalıştırılanların sigortalılığı” oldu. Herkes “nereye başvuracağız”, “nasıl sigortalatacağız” diye birbirine sormaya başladı. Prof. Dr. Şükrü Kızılot, ev hizmetlerinde çalışanların sigortalılığına dair bilinmesi gereken her şeyi Hürriyet İK okuyucuları için kaleme aldı.

sigortasız temizlikçi için ceza şükrü kızılot hürriyet
Son birkaç haftadır, en çok tartışılan konulardan biri de “ev hizmetlerinde çalıştırılanların sigortalılığı” oldu. Hürriyet Gazetesi yazarı Prof. Dr. Şükrü Kızılot, ev hizmetlerinde çalıştırılanların, “haftada bir gün dahi çalıştırılsalar”, sigorta ettirilmesi gerektiğini yazınca, ortalık karıştı. Çok kişi “bu ne zaman çıktı”, “nereye başvuracağız” ve “nasıl sigortalatacağız” diye birbirine sormaya başladı. Oysa uygulama yeni değildi. Ev hizmetlerinde çalıştırılanların SSK sigortalısı ettirilmesi, 24 Kasım 1987’den beri uygulanıyordu.
Ev hizmetleri nedir?
Sosyal Güvenlik mevzuatına göre, ev hizmetleri; çamaşır ve bulaşık yıkama, yemek yapma, ütü işleri, cam silme gibi, evde yapılan gündelik işlerdir. Bazı evlerde bu işleri yapanların yanı sıra, çocuk bakımı ile ilgilenen kadınlar da çalıştırılabiliyor. Bunların dışında, bir de mürebbiye çalıştırılması da söz konusu. Bunlar da genellikle eğitimli kadınlar olup, çocuğun yabancı dil dahil eğitimi ile ilgilenirler.
Nasıl sigorta ettirilir?
Evde temizlik, çocuk bakımı, yemek vb. işler için kadın çalıştıranların;
Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) başvurup “işyeri numarası” alması gerekiyor. Bu numara “işyeri bildirgesi” diye adlandırılan bir bildirgenin verilmesi ile alınıyor.
Evinde kadın çalıştıran kişi, işlemlerini elektronik ortamda yapabilmesi için SGK’dan “şifre” alacak.
Kadının işe başlama tarihinden itibaren “en geç bir ay içinde” alınan şifre ile internet üzerinden, “işe giriş bildirgesi” verilecek.
Her ay, izleyen ayın 23. günü akşamına kadar, internet üzerinden “aylık prim ve hizmet bildirgeleri” verilecek. Bu bildirgede kadının ay içindeki çalışma günü, ödenen ücret ve primler gösterilecek.
Ayın belli günlerinde (örneğin haftada 1-2 gün) çalışanlar için “kısmi süreli iş sözleşmesi” düzenlenecek ve bu sözleşme elden SGK’ya verilecek.
Cezası ne?
Evde sürekli çalışan kadının, sigortasız çalıştığını belirterek mahkemeye başvurması halinde;
Sigortalı işe giriş bildirgesi verilmediği için 2.043 TL
Aylık prim ve hizmet belgesi verilmediği için; her ay itibariyle 2.043 TL
idari para cezası kesilecek.
Buna göre Kasım 2013 itibariyle, 5 yıllık idari para cezası yani 60 ay için yaklaşık 80 bin 214 TL olacak. İdari para cezası, o tarihlerde yürürlükte olan “asgari ücretin iki katı” olarak hesaplanıyor.
İdari para cezasının yanı sıra, 10 yıla kadar sigorta primi, gecikme cezası ve gecikme faizi de istenecek. Bu da 10 yıl kesintisiz ev işinde çalışan kadın için 80 bin TL idari para cezasının dışında, 30 bin TL prim, 30 bin TL’de gecikme zammı toplamda 150 bin TL anlamına geliyor.
Sigortasız yabancı çalıştıranlar
– Çalışma izni olmadan çalıştırılan her bir yabancı için 7.325 TL “idari para cezası”, uygulanacak. Ayrıca;
– Sigortalı işe giriş bildirgesi verilmediği için yaklaşık 2.043 TL, idari para cezası,
– Olayın mahkeme kararıyla ortaya konması durumunda, aylık prim ve hizmet belgesi verilmediği için; her ay itibariyle 2.043 TL, 5 yıldır sigortasız çalışması durumunda, (her ay için yürürlükteki asgari ücretin iki katı) yaklaşık 80 bin 214 idari para cezası uygulanacak.
Bitmedi.. Bir de o yabancı için geriye dönük primler, gecikme zammı ve cezası var! O da örneğin beş yıl için yaklaşık (30+30=) 60 bin TL ediyor.
Gösterilecek ücret
Sigorta primine esas tutarın, asgari ücretin bir buçuk katı gösterilmesi gerekiyordu. Yani evde yabancı kadın çalıştıranların, aylık asgari ücretin bir buçuk katı üzerinden prim ödemesi isteniyordu. 2013 yılı Şubat ayından itibaren de, asgari ücret üzerinden bildirilip prim ödenmesi yeterli bulundu.
Vergi ve kıdem tazminatı yok işsizlik aylığı var
Evdeki temizlikçi kadına ya da çocuk bakıcısına ödenen ücretler, gelir vergisinden istisna. Başka bir anlatımla, gelir vergisine tabi değil (GVK. Md. 23/6). Kıdem tazminatına gelince, evde çalışan kadınlar İş Kanunu’na tabi olmadığı için kendilerine kıdem tazminatı ödenmiyor.
Fakat ev hizmetlerinde çalışanların işsizlik aylıkları var. En az 600 gün sigortalı olanların 180 gün, 900 gün sigortalı olanların 240 gün, 1.080 gün ve daha fazla sigortalı olanların 300 gün süre ile işsizlik ödeneği alma hakkı var.
Çözüm ne olabilir?
Evde kadın çalıştıranların çoğu, evde çalışan kadınla ilgili yükümlülüklerini bilmiyor.
Özellikle “haftada bir gün kadın çalıştıranlar”, dudak uçuklatan ceza nedeniyle paniğe kapılmış durumda. Bu aşamada, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun, özellikle haftada bir gün çalışanlar için “çözüm getirmesi” gerekiyor. Örneğin “haftada bir gün çalışma” olayının, “sürekli çalışma” tanımına girmediği açıklanırsa veya bu yönde yasal bir düzenleme yapılırsa, sorun çözümlenmiş olur.
Çalışan kadınların da mağdur olmaması için evde çalışan kadınlar, “isteğe bağlı sigorta” kapsamına alınabilir.
Haftada bir ya da iki gün temizliğe gittiği ev, temizlik ücreti dışında, her hafta bir veya iki günlük primi kadına ayrıca ödemesi, bir çözüm yolu olabilir. Haftada bir iki gün ya da sürekli kadın çalıştıranlara da temizlikçi kadının (veya çocuk bakıcısı kadının) “isteğe bağlı sigortalı olup olmadığının belgesini sorup kontrol etme” sorumluluğu verilir. Bunu yerine getirmeyenlere de prim ve ceza uygulanacağı belirtilir. Olur biter…

Şükrü Kızılot & Hürriyet

Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği Başkanı Mehmet Göçmen: Ölçemiyoruz, Ödüllendiremiyoruz, Kaçırıyoruz.

Türkiye’de ve dünyadaki şirketlerin birçoğu aile şirketi. Aile şirketlerinde bir sonraki jenerasyona geçişte sıkıntı var. 3 şirketten 2’si ikinci jenerasyonu görmüyor. 100 şirketten 15’i üçüncü jenerasyonu, 100 şirketten 4’ü de dördüncü jenerasyonu görüyor.

Kurumsallaşmanın eskiden beri insanların kafa yorduğu bir mevzu olduğunu söyleyen Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği Başkanı Mehmet Göçmen, “Dolayısıyla kurumsal yönetim ilkelerini benimseyip şirketimizi şeffaf, adil, sorumlu yapıp ve bu modeli yurtdışında kopyalar hale getirdikten sonra bu insan gücümüzden daha verimli faydalanacağız. Bunu ne kadar erken yaparsak Türkiye hem büyüyecek hem refahı yükselecek. Şu anki sistemde farkı patron yaratıyor, farkı insanın yarattığı ortam oluşturulmalı” diyor.

Mehmet Göçmen, yapılan en büyük hatalardan birinin de performansı doğru ölçememek ve ödüllendirememek olduğunu söylüyor: “Birçok şirket performası da doğru ölçemiyor, bizde ortalama performansa prim vermek vardır. Performası ölçmeyip ödüllendirmeyince yetenekler doğru seçilmiş olmasına rağmen, doğru yerlerde istihdam edilmiş olmasına rağmen o iklimde yaşamıyorlar, kaçıyorlar, onlar (Y kuşağı) bizim gibi düşünmüyor.”

 

Memurlar çalışmıyor mu?

VERİMLİLİK Kongresi’nde konuşan 2 müsteşarın devlet memurlarına yönelik eleştirileri, kamu çalışanlarının iş temposunu gündeme getirdi. Sanayi Müsteşarı Ersan Aslan, memurların “Allah’a şükür bugün de bir iş yapmadık” diyerek günü bitirdiklerini söylerken; Çalışma Müsteşarı Fatih Acar “Sabah gelip akşam bir şey yapmadan çıkıyorlar” ifadesini kullandı. Fatih Acar, tartışma yaratan sözlerine dün açıklık getirerek, bütün memurları zan altında bırakarak hepsinin çalışmadığını söylemediğini kaydetti. Acar, kamu çalışanlarındaki verimsizliğin, kamunun kurumsal işleyişinden kaynaklandığını belirterek, kamu çalışanlarının mutlu olması halinde verimli olacağı mesajını verdi.

Türkiye’de, kamu istihdamı, haziran sonu itibariyle 3 milyon 64 bin 980 kişiye ulaşmış durumda. 6 aylık dönemde istihdam, 51 bin 368 kişi arttı. Ülkedeki toplam istihdam da 24 milyon 445 bin’e çıktı. Buna göre, 8 çalışandan 1’ini (yüzde 12,5) kamuda görev yapanlar oluşturuyor. Çalışanlar arasında hatırı sayılır bir kesimi oluşturan memurların iş performansı, eleştirildiği gibi kötü mü? Bu sorunun cevabını aradık…

‘Memura tu-kaka diyerek beceriksizliklerini örtmesinler’
Memur-Sen Başkan Yardımcısı Hacı Bayram TOMBUL:
ÇALIŞMAYAN memur yoktur. Çalıştırmayan ya da çalıştırayamayan idareciler vardır. Çünkü, bakanlık ya da başkanlık olarak bir politika belirlersiniz, bu politikayı da memurlar uygular. Bu uygulamayı da amirler kontrol eder. Kamuda ya mal üretiyorsunuz ya da hizmet. Sanayi Bakanlığı’ndaki bütün işleri memura bu lafları söyleyen müsteşar bey mi yapıyor. Gazete manşetlerinde hergün Sanayi Bakanlığı’ndaki gelişmelerden övgüyle bahsediliyor. Bunları müsteşar bey tek başına yapmıyor, oradaki memur arkadaşlar yapıyor. Memurlarda ceza sistemi var. Kişi çalışmıyorsa cezalandırsınlar. Ama çalışan insana da bir ödül sistemi yok. Memura tu-kaka diyerek kendi beceriksizliklerini örtmeye kalkmasınlar.

kpss memur karikatür çalışmıyor

‘Bürokratlar ne kadar çalışıyor?’
KESK Genel Başkanı Lami ÖZGEN:
GEÇMİŞTEN bugüne ülkeyi yöneten kesimler memurlar için haksız, itham dolu sözler söylemişlerdir. Bu ülkenin doktoru, mühendisi, öğretmeni iş başında işini yapıyor. Bu ülkede çalışmayan memur varsa yandaş memurlar çalışmıyordur. Klasik torpille gelen memurlardır. Bunların sayıları da sınırlıdır. Madem böyle bir açıklama yaptılar. Kim çalışmıyor ifade etsinler. Çalışan memur bu ülkenin en büyük vergi mükellefidir. Aynı şeye tersten bakmak lazım. Bürokratlar ne kadar çalışıyor? Bütün kamu çalışanları hizmet üretiyor ve yoksulluk sınırında çalışıyorlar. Haksız açıklamalardan hükümet yetkililerinin vazgeçmesi gerekiyor.

‘Ülke büyüyorsa temelinde kamu çalışanlarının payı var’
DİSK Genel Başkanı Kani BEKO:
BÜTÇE görüşmeleri sırasında Başbakan Erdoğan, Türkiye’de ekonomik, sosyal ve siyasi anlamda her şeyin ne kadar iyi olduğunu anlattı. Bu dönemde kamunun yaptığı bütün işlerden övgü ile bahsettiler. Devlet demir yollarının çalışmalarına atfen Sayın Başbakan “Bu ülkede her tarafı demir ağlarla biz ördük” dedi. Ben de diyorum ki, Türkiye bu noktaya geldiyse, bu çalışmalar içinde memurların ve işçilerin hiç mi payı yok? Bu ülke eğer büyüyorsa bunun temelinde kamu çalışanlarının bir payı olduğunu düşünüyorum.

‘Yattıklarını söylemek soğru değil’
Habertürk Yazarı Sosyal Güvenlik Uzmanı Ali TEZEL:
Habertürk Yazarı Sosyal Güvenlik Uzmanı Ali Tezel, Türkiye’de memurların çalışmadığını ve yattığını söylemenin doğru bir yaklaşım olmadığını belirtti. Sorunun vatandaşın memurdan beklediğiyle, kamu kurumlarının memurdan beklediği arasında yaşanan çelişkiden kaynaklandığını söyledi. Memurların soruşturma geçirmemek için aşırı tedbirli davranabildiğini ve çoğu kez de vatandaştan gelen talepleri reddettiğini kaydeden Ali Tezel, iş mahkemelerinde kamu kurumlarına karşı açılan davaların yüzbinlerle ifade edildiğini kaydetti.
‘Performans kriteri ölçülmüyor bu da tembellik yaratıyor’
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı İsmail GÜLLE:
ÖZEL sektör ile kamunun arasında bir mantialite farkı olduğu kesin. Türkiye’de üniversiteyi bitiren herkesin kendini devlet kapısına atmak ve hayatını garantiye almak gibi bir hayali var. Haliyle üniversite mezunu bir kişi memur olduktan sonra hiçbir performans ve derecenin ölçülmediği bir çalışma hayatının içinde oluyor. Ben kamuda, iyi ve verimli çalışmamasından dolayı bugüne kadar kimsenin işine son verilip, ayrıldığını görmedim, duymadım. Bu da haliyle insanlarda bir düşünce tembelliği yaratıyor. Bu durum da memurda, çok daha verimli ve aktif olma ihtiyacı hissetmiyor. Oysa özel sektördeki performans kriterleri, kamuda da olsaydı, sayın müstaşırlar da bu sözleri kullanmayacaktı. O açıdan kamuda da aslında çalışma hayatında bir reform ihtiyacı kesin. Kamuda da çalışma hayatının rekabetin zamanı geldi de geçti.

‘Devlete kapağı atayım düşüncesinden sıyrılsınlar’
Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin ÖZDEBİR:
MÜSTEŞARLAR gerekli açıklamalı yaptılar. Devlet vatandaşına hizmet için vardır. Devlet kurumlarında çalışanlar vatandaş devlet için vardır felsefesinde oldukları için, bu felsefe hizmetin önüne geçiyor. Yanlış yaparsanız hesap vermek durumundasınız. Devlet kurumlarının amacı hizmet üretmektir. Performansa dayalı bir sistem geliştirilmesi gerekiyor. Devlete bir kere kapağı atayım, iş güvencesi var düşüncesinden kurulmak lazım. Hayat bir işi yapmadığınız zaman bir bedel ödetir. Bu kurumlarda da böyle olması lazım. Devlette son derece iyi niyetli çalışan memurlar da var. Özel sektörden daha kaliteli iş kaynağı da var. Ama performansa dayalı ücret sistemi getirilirse, herkes çalışmak zorunda kalacak.

HABERTÜRK

 

Dr.Erkan Tozluyurt : İnovatif fikirler İK’ dan sonra gelir!

Tem Yönetim Geliştirme Yönetici Ortağı Dr. Erkan Tozluyurt, teknolojinin çok hızlı bir şekilde ilerlediğini, inovatif fikirlerin üretilmek istendiği oluşumlarda İnsan Kaynakları departmanlarının bu hıza uyum sağlaması gerektiğini dile getirmiş. Öncelikle İK departmanlarının gözden geçirilmesine vurgu yaparak, maaş, kariyer, yönetici gibi fonksiyonları tamamlamadan inovatif fikir üretmenin mümkün olmadığını ifade etmiş.