İş stresi mi? O zaman şarkı söylemek lazım avaz avaz!

Ne zaman ofiste canım sıkılsa, stresi ensemde hissetsem, daralıp bunalırım aklıma David Guetta’nın Delirious’u gelir.

Avaz avaz şarkı söyleyip dans etmek bir çözüm mü bilmem ama enerjiyi atma şekli olduğu kesin.
Saçımı hiç toplamadığım için tokayı atıp masaya çıkma ihtimalim sıfır tabii ki ama bazen yangın merdivenine çıkıp yüksek sesle şarkı söylediğim doğrudur. Delirious klibinde hatun ofisi boyuyor ya bizim de NBS ofisi boyama fikrimiz öyle bir andan çıkmıştır. Vampir için sarımsak ne ise stres için de müzik odur bence. 🙂

İşveren markası etkinliklerine bakıyorum da müziksiz hiçbir şey yapılmıyor oldu.
Pikniğe gittiğimizde arabadan müzik açan bir nesille büyüdük normal yani.

Garanti Bankası’nın Türk Sanat Müziği korosunu dinlemeye gittiğimde şu aşağıda yazdıklarım çok hoşuma gitmişti.
“Doğallık” “biz bizelik” “bugün bizim günümüz boşver her şeyi sahnede parıldalık”

Sunucu dahi banka çalışanıydı ve inanılmaz eğlendiğim bir etkinlik olmuştu.

Uzun yıllar çalışarak oluşturdukları bu koronun etkinlikleri bir geleneksellik kazanmıştı.

Peki diğer firmalar?

ren işte koro

İrili ufaklı pek çok şirket var ve çalışanları mutlaka böyle bir etkinlik yapmak isteyecek.
Karaoke partileri yetmeyecek, pek çok çalışan sesi güzel olsun olmasın kendisine uygun bir tınıyı ben de varım dercesine çıkarmak isteyecek…

Bu işin provaları var, ekipmanı var, uygun repertuar seçimi var, organizasyonu var, var da var…
İşte bu noktada adamın biri çıkıp demiş ki bu işte bir koro olsun! 😉 (Bkz. Günhan ÖZMEN)

Adı işte koro olsun. Web sayfaları da şu olsun : iŞTE KORO

Gelip sizinle bir koro oluşturuyor, tüm bu organizasyonları yürütüp sahne sizin diyorlar.

Hatta öyle güzel ekipler çıkarmışlar ki 6 Nisan’da Sendromsuz Pazartesi zirvesi düzenliyorlar. Şirketler korolarının konserleri ve Gökhan TEPE’nin sahne alacağı bu zirvenin tadına ben de bakacağım. 😀

Detayları sizinle paylaşmak üzere! 😉

etkinlik pr iştekoro

CEOnun arabası var güzel mi güzel… Nedir bu motivasyonun anahtarı?

Gönül ister aradığını hep mi bekler hiç mi bulamaz…
90lı yılların dillerden düşmeyen Mustafa Sandal şarkısını Mahsun Kırmızıgül coverı ile söylerken buldum kendimi. 🙂
Gündemimde ne mi var? Tabii ki motivasyon.

Ücretin motivasyona yetmediği yerde yan hak dediğimiz şey devreye giriyor. Yemek, ulaşım, sağlık sigortası, cep telefonu, hayat sigortası, esnek çalışma saatleri, bireysel emeklilik, telefon, spor salonu üyeliği, kurum çalışanına özel indirim uygulamaları derken yaratıcılıkta sınır tanımayan versiyonlarının da uygulandığını görmek mümkün.

İster işe alım sürecinin son aşaması olan teklif değerlendirme aşamasında ister çalışan performansının ve bağlılığının ortaya çıkacağı her alanda bu yan haklar çalışanlar açısından ister istemez kıyas ediliyor.
Adaylar tekliften dönüyor, çalışanlar İK’nın hiç öngörmediği bir sebepten rakip firmaya geçiyorlar.
Bu tercihlerin çoğunda da yan haklar oldukça etkili oluyor.

“Hangi yan hak üzerinde iyileştirme yapsak çalışan motivasyonunu daha etkin bir şekilde artırabiliriz? Üst düzey yöneticilere ne yapsak motivasyonları & bağlılıkları artar?” sorularına katkı sağlayacak bir araştırma yapılmış.

premium-kiralama-ust-duzey-motivasyonun-anahtari

Ipsos tarafından yürütülen bu araştırmaya, Türkiye’nin önde gelen şirketlerinin yöneticileri ile İnsan Kaynakları yetkilileri katılmış. Sonuçları İnsan Kaynakları Zirvesi’nde 12 Şubat 2015 saat 17:00 de Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda Ayşe Arman’ın moderatörlüğü ile Borusan Otomotiv Premium Kiralama Genel Müdürü Kağan Dağtekin “Üst Düzey Motivasyonun Anahtarı” oturumunda değerlendiriyor olacak.

Araştırma sonuçlarını dinlemek isterseniz aşağıdaki linkten ücretsiz kayıt yapılabiliyor.

http://www.premiumkiralama.com/premium-kiralama-ust-duzey-motivasyonun-anahtari.aspx

12 Şubat / 17:00
İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası
Kongre ve Sergi Sarayı
Rumeli Salonu

Zirvede görüşmek üzere!

Biricik İK gazetemiz Hürriyet İK’nın 19.yılında 1000.sayısını kutladık.Benim için Hürriyet İK Demek…

Geçtiğimiz hafta Zorlu Center’da Hürriyet İK aşıkları toplandık, 1000.sayıyı kutladık.

Açılışı Serdar Devrim konuşmasıyla yaptı, en az yazdığı kadar güzel konuştu adamım. Doğrudan girdi konuya, kısa, öz anlattı 1000 sayı hikayesini.

serdar devrim açılış konuşması

Sonra Ayşe Arman arz-ı endam eyledi. Bir ay içinde 2. kez canlısını görmüşlüğüm var, kalbi güçlendirir bir kadın. O varsa kahkaha var. Evrim Kuran ile Y kuşağı hakkında mini bir röportaj yaptı. Güldük, eğlendik, sağlam ve net cevaplar aldık.

atarlı ergen y kuşağı

valla dükkan y kuşağının

tornaya sokmadan kuşak farkını kapatmak

özel yaşam dengesi

Sonra BLAM seyri için oturduk koltuklarımıza. Müthiş bir performans izledik. Sıkıcı iş hayatını biraz keyiflendirmek isteyen 4 çalışanın sözsüz sahne performansına hayran kalmakla birlikte çok duygusal, çok derin buldum. Pek çok aksiyon, akrobasi ve komedi unsuru olmasına rağmen iş hayatının gerçekliklerini yansıtmışlar diye düşünüyorum. Yalnızca “damacana”yı konumlandıramadım gerçek hayatta. Ne bileyim çok da zorlamadım, malum damacana ve aşk çok da alışık olduğumuz bir şey değil. 😉

IMG_3130

19 yıl 1000 sayı… Dile kolay ama zihnime zor geldi. Düşünüyorum düşünüyorum benim tanışıklığım ne kadardır diye, 2005’te okumuşum ben ilk kez. Üniversite yılları. İnsan Kaynakları Yönetimi bölümünde öğrenim görürken ki o yıllar neredeyse bilgisayar ve internet kıtlığı çektiğim inanılmaz bir döneme denk gelir, hocaların verdiği kitapların dışında ne okusam da güncel uygulama görsem sorusunun cevabı olmuştur kendisi. Teoriler iyi hoş ama uygulama yapmadan, görmeden iş hayatına girince duvara çarpacağım diye düşünüyordum ki her hafta yanıma yoldaş oldu bu şirin gazete.

O zamandan bu zamana 4 farklı sektörde İK alanında çalıştım, her konuda beslendiğim bir gazete oldu Hürriyet İK.

Eğitime bakış açıları, insan kaynaklarının geleceği, trendler, yeni yöntemler, çalışan psikolojisi, işveren markası, kuşaklar derken eksik ne yanım varsa tamamladı sanki. 1000 sayı değil yüzlerce bin sayı basılsa her birinde yeni bir şey öğreneceğimden zerre şüphem yok. Nice yılların olsun Hürriyet İK! 🙂

hürriyet ik oy moy

Benim için Hürriyet İK demek pazar günü erken uyanıp büfeye gitmek demek.
Yorgunluktan, öğleden sonraya kadar uyuduğum pazarlar stresle uyanıp acaba bitmiş midir diye söylenerek giyinmek demek.
Impostor sendromu, yıldız tuşu sendromu, sosyal fobi, 50 yaş sendromu ne demek bilmek demek.
Biriken Hürriyet İK’ların iş arkadaşları tarafından da okunması için 2 ayda bir topluca ofise taşınması demek.
Ankara’da yaşarken her pazar “Anneee hayat İstanbul’da, zirveler İstanbul’da, eğitimler İstanbul’da, İnsan Kaynakları İstanbul’da ben neden buradayım!” demek. ( Ay resmen İstanbul’a yerleşme sebebim! 🙂 )
Kahvaltı sonrası gazeteyi masaya serip okumak demek, yazıların fotoğrafını çekip sosyal ağlarda fikrimi eklemek demek.
ufuk tarhan hürriyet ik sosyal medya

Atamalar, terfiler demek.
Yaratıcı ilanlar, ödüller demek.
Provoke etmek demek, sektörleri yürütmek, farkındalık katmak demek.
İş cinayetleri demek, istatistikler demek, insan hakları demek.
Sektöre yeni girenler, kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları, ilanlar demek.

Ne bileyim Hürriyet İK sayfa sayısı azalınca ülke ekonomisi kötüye gidiyor bile olabilir. 🙁
Akrabalarıma, eşe dosta çalıştığım departmanı bin farklı şekilde anlattığım halde “Haa halkla ilişkiler yani” tepkisini aldığım bir dönemde bu işin gazetesini çıkarmış adamlar. Helal olsun Hürriyet İK.
Güzel şey yani Hürriyet İK.
Siz basın, biz okuruz. 😉

Hürriyet Tecrübe Enerji 1000 sayı Terfi

“Bunlar hep kendin gibi olmaktan” dedi… İKulis artık PERYÖN ödüllü bir blog :)

Hiçbir şey için bir hafta sonra teşekkür ettiğimi hatırlamıyorum.
Aslında twitter, facebook, e-postalar falan derken parça parça teşekkür atıştırmaları yapmam minnet duygumu bastırmış olabilir.
Eğitim ve çalışma hayatının birleşmesi yoğun kılıyor insanı ne yalan söyleyeyim. Ertelemeye meyyalim vallahi dersten diyor, affınıza sığınıyorum. (atıf için tıklayınız: ekşi şeyler :))

kazandı değil mi ikulis peryon blog ödülü 1.si 2014

Dinginlikle yazıyorum bu akşam…
Dersim iptal olmuş, sinmişim salonda bir köşeye, Peryön Blog Ödülleri heyecanımın üzerinden bir hafta geçmiş, keyifliyim. 🙂

Dört yıla yakın takma isimle içimi döktüğüm blog formatımı geçen yıl Peryön İK Blog Ödülleri nedeniyle değiştirdim. Tam bir yıl sonra o 1.lik ödülü geldi kondu günlüklerimin arasına. 🙂

Çocuk zuzu günlüğü - Genç zuzu günlüğü - 20li yaşlar günlüğü ve insan kaynakları günlüğü peryön 2014
Çocuk zuzu günlüğü – Genç zuzu günlüğü – 20li yaşlar günlüğü ve insan kaynakları günlüğü Peryön 2014

Neden mi blog yazdım?

İnsan Kaynakları Yönetimi’nden yeni mezun olmuş, iş hayatına atılmış taze bir kan, her şeyin kitaplarda yazıldığı gibi olacağını düşünen çömez ama firmalara İnsan Kaynakları Yönetimi sistemi kurmayı teklif edecek kadar cevval bir İK’cı idim o zaman. Ankara’da çalışırken bir mülakat daveti aldım İstanbul’dan. Kalktım geldim lakin ne duyayım: “Sizinle mülakat yapacak çalışanımız yıllık izne ayrıldığı için bla bla bla…”
Sanki dilimi tuttular neden bilmem hakkımı savunamadan kendimi Esenler Otogarı’nda otobüslere bakarken buldum. O gün kendime ne kadar kızdığımı hiç unutamıyorum. Eleştirmek, hak savunmak, bu böyle olmaz bak bunun doğrusu budur demek insanın içini huzurlu kılıyormuş böyle fark ettim. O günden beri bunun kat kat fazlası saçmalıklar gördüm İnsan Kaynakları alanında. Güzel deneyimlerim de oldu. Hepsini elimden geldiğince eleştirdim, yazdım, çizdim, öneriler getirdim. İKulis işte bu tür deneyimlerin sonucunda var oldu. 🙂

PERYÖN 2014 İK BLOG YARIŞMASI 1.Sİ zuhal aslan

Yarışma sonrası jüri üyeleri ile sohbetimde “Neden İKulis’i seçtiniz?” sorusu şu yanıtları buldu:

* Üslubunu keyifli bulduk, okurken hiç sıkmıyor.
* İnsan Kaynakları profesyoneline de, İnsan Kaynakları hakkında en az bilgi sahibi olan çalışana da bir şeyler katabilecek içeriklerin olduğunu gözlemledik.
* Görsellerin özgün, orijinal konu çok.
* Eleştirel bakışın güzel noktalara değiniyor, ülkemizdeki İnsan Kaynakları çalışanlarının bu eleştirileri duymaya ihtiyacı var.

Ne mutlu bana ki hayat kulağıma hep bir şeyler fısıldamış, hep duyduğum şekilde yansıtmışım o fısıltıları.
Ne mutlu ki hep doğru insanlara doğru zamanlarda doğru değerler vermiş, doğru şeyler söylemişim.

ikulis oyunun kuralları PERYÖN BLOG ÖDÜLLERİ CAPS 2014

2014 Ekim itibariyle oylamaların yapıldığı 15 günlük dönemde heyecan ve stresten çok; mutluluk duyduğum bir uğraş oldu yarışmayı duyurmak. O günlerde teşekkür etmem gereken insanları etiketledim yavaş yavaş. 🙂

Yarışma boyunca en stresli geçebilecek dönemi caps fikri ile keyifli hale getirdiği için Türker Okay’a (www.turkerokay.com),

Kendi görsellerimi hazırlarken hiç beklemediğim anda benim için hazırlanmış caps yağmurlarına tutulmama sebep olan kardeşlerime ve arkadaşlarıma (İsimlerini tek tek ‘caps’lerde belirtiyor olacağım, emekleri çok çok büyük! Ayrıntı için : http://www.ikulis.net/peryon-ik-blog-yarismasina-nasil-hazirlandim/),

Yarışma boyunca bilgilendirme ve yönlendirmeleriyle bloggerlara yardımcı olan Özlem Helvacı ve Eda Dağdelen’e,

Bu kadar güzel gerekçelerle beni tercih eden tüm jüri üyelerine,

linkedin NBS recruitin gencoorkun

Beni besleyen, espritüel yapımı koruyan, şekerden yapılmış patronlarım Ahu Bade Nilgün, Senem Erdoğuş ve Nuran Taşhan’a,

Yarışmada ilk 10 blogun belirlenmesi için oylamaya katılan tüm destekçilerime,

Her yazıda, tweetlerde, tüm konuşmalarında benden “birincimiz”, “gönlümüzün birincisi” diye bahseden diğer İK blogger arkadaşlarıma, (hem destekleri hem de sevgi ve dayanışma esaslı bir ekip olduğumuzu gösterdikleri için!)
Ayrıca yarışmada finale kalan arkadaşlarım Ali Cevat Ünsal (alicevatunsal.wordpress.com) ve İbrahim Babadağı’nı (wwww.banaisbul.com) bir kez daha tebrik ederim 🙂

ik bloggerları 2014 peryön kongre ilk gün akşamı

Bana yazmanın güzel bir ifade şekli olduğunu daha ilkokul çağımda öğreten, ilkokuldan beri günlük yazmama ve tüm o günlükleri saklamama vesile olan, ödül aldığımı duyar duymaz şehir aşıp gelen canım annem ve babama,
Bana yazmanın güzel bir ifade şekli olduğunu daha ilkokul çağımda öğreten, ilkokuldan beri günlük yazmama ve tüm o günlükleri saklamama vesile olan, ödül aldığımı duyar duymaz şehir aşıp gelen canım annem ve babama,
Törenin ertesi sabahı "ödülü ben mi aldım yoksa rüya mıydı" diye salona gidip kontrol yapacak kadar beni heyecanlandıran Peryön'e,
Törenin ertesi sabahı “ödülü ben mi aldım yoksa rüya mıydı” diye salona gidip kontrol yapacak kadar beni heyecanlandıran Peryön’e,
Ertesi gün çalıştığım ofise elinde pastası ile "Burada ödüllü bir blogger varmış!" diye bağırarak giren sevgi yumağı Genco Orkun Genç'e,
Ertesi gün çalıştığım ofise elinde pastası ile “Burada ödüllü bir blogger varmış!” diye bağırarak giren sevgi yumağı Genco Orkun Genç’e,
İkinci gün kongreye katılamayan ama ödülü alır almaz beni  "Bunlar hep kendin gibi olmaktan" cümlesi ile tebrik eden hayatı okuma gözlüğüm Ahmet Eryılmaz'a,
İkinci gün kongreye katılamayan ama ödülü alır almaz beni “Bunlar hep kendin gibi olmaktan” cümlesi ile tebrik eden hayatı okuma gözlüğüm Ahmet Eryılmaz’a,

Türk Dil Kurumu’na, SpongeBob’a, Richie Rich’in hizmetçisi Irona’ya, Yeşilçam’ın kötü yüzü Coşkun Göğen’e, Lannister ailesine, Juliette Binoche ve Krzysztof Kieślowski’ye, izlediğim tüm filmlere, dinlediğim şarkılara, okuduğum kitaplara, bloguma ve hayatıma renk katan her şeye, kendimi linkteki gibi hissetmeme neden olan herkese her şeye çok teşekkür ederim! 🙂

https://vine.co/v/OiH9rqMu2i6

Her günlük bir amaca hizmet eder :)
Her günlük bir amaca hizmet eder 🙂

En iyi işe alımcılar, pazarlamacılar gibi davranırlar! “NBS İnsan Kaynakları”ndan Londra’da bir Zirve Hikâyesi…

nbs linkedin recruitin

NBS İnsan Kaynakları Kurucu Ortakları, 3 Eylül tarihinde Londra’da The Brewery’de Linkedin tarafından düzenlenen Social RecruitIn zirvesinde Türkiye’den katılımcı olarak bulundu.

Social RecruitIn, Avrupa’da hizmet veren İşe Alım Danışmanlık firmaları için düzenlenmiş en geniş organizasyonlardan biri olma özelliğini taşıyor. Zirve boyunca Avrupa’da hizmet vermekte olan firmalara Türkiye ve Orta Doğu pazarı hakkında paylaşımlarda bulunan NBS İnsan Kaynakları, bu organizasyonda bulunan tek Türk sermayeli firma oldu.

Organizasyonda katılımcılar, 2 ayrı salonda yapılan konuşmaları, tartışma ve panelleri izleme şansı buldular. Zirve konuşmacılarından Hamilton Broadshow CEO’su ve tanınmış TV Programcısı James Caan’ın açılış konuşmasını, ünlü Profesyonel Koç ve Danışman olan Jeff Grout’un ise kapanış konuşmasını yaptığı zirveye katılım yüksekti.

James Caan, katılımcılara 20 yıl öncesini hatırlatarak, bir dönem faks makineleri ile çalışarak başlanılan Danışmanlık yolculuğunun şu an ki sosyal medya kanalları ile nasıl değiştiğini hatırlattı. Jeff Grout ise sanat ve spor dünyasından verdiği farklı ve çarpıcı yetenek ve başarı örnekleri ile müşterileri için en iyi yeteneği ve başarıyı arayan işe alım profesyonellerinin ilgisini çekti.

İnsan Kaynakları ve Sosyal Medya başlıklarının iç içe geçtiği panellerde pek çok işe alım danışmanı, tamamladıkları başarılı projeler ile ilan tasarlama yöntemlerinden, yeni aday havuzu yaratmada kullandıkları özel ve başarılı metotlara kadar birbirleri ile pek çok paylaşımda bulundu.

nbs bade nilgün genco orkun linkedin recruitin

NBS İnsan Kaynakları Kurucu Ortağı Nuran TAŞHAN, Linkedin’in Danışman firmaları geliştirmek için hazırladığı bu ortamı danışmanlıkta dünya vizyonu taşımak için çok başarılı bulduğunu aktarırken, Senem ERDOĞUŞ, “bir Danışmanlık firmasının yaşayan damarlarının network ve ilişki geliştirme üzerine kurulu olduğunu, buradaki katılımcıların da sunumları ile bir kez daha hatırlamış olduk” dedi.

PH Creative Director ve CEO’su Dave HAZLEHURST’un sunumundaki anahtar kelimeye dikkat çekmek isteyen NBS İnsan Kaynakları Kurucu Ortağı Bade NİLGÜN ise bugün artık “İşe Alım Danışmanlığı”nın İnsan Kaynakları ile Satış arasındaki çizgide seyahat ettiği gerçeğinin, tüm profesyonellerin kabulü olmasından çok etkilendiğini belirtti ve “HAZLEHURST’un konuşmasında kullandığı “The best recruiters act like marketers” – “En iyi işe alımcılar, pazarlamacılar gibi davranırlar” söyleminin altını doldurarak hizmet verdiğimizde, uzun süreli aday ve müşteri ilişkileri geliştirebiliriz” dedi.

Tüm katılımcıların konuşma organizasyon neşeli bir kokteyl ile sonlandı.

recruit linkedin nbs

linkedin NBS recruitin gencoorkun

Çalışan Mutluluğu Zirvesi’ne Katılamayanlar Buyrun Okuyun :)

Ne güzel konudur bir zirve için çalışan mutluluğu!

İnsan Kaynakları departmanlarının en temel sorunu; büyük emek ve zaman vererek, hatta para harcayarak bünyeye kattığı çalışanı bünyede tutamamasıdır. Ve araştırmalar gösteriyor ki bir çalışanı sonsuza kadar şirketinizde tutabilmeniz, tutsanız dahi ondan beklenen verimi alabilmeniz sadece piyasadan yüksek maaş vermekle mümkün değil…

Bu sebeple zaten çalışan bağlılığı uygulamaları, çalışan memnuniyet anketleri, çalışan mutluluğu konuşulur oldu ya.

Zirveyi sadece konusu yüzünden bile önemseyebilirdim ama konuşmacılar, mekan, organizasyonu düzenleyen ekip derken güzel bir bütün olmuştu. O sebeple olumlu duygular içinde yazıyorum yazımı.

sibel kaya piar danışmanlık açılış konuşması çalışan mutluluğu zirvesi

Sabah mis gibi çiçek kokularının kapladığı Fazıl Say Konferans Salonunda, klasik müzik eşliğinde sanki birazdan tiyatro seyri başlayacakmış gibi bir huzurla aldım yerimi.
Yüksel Erdoğan, Ceren Bandırma ve Selin Yetimoğlu ile beraber dinledik, sorular sorduk, twitterdan paylaştık, keyifli geçti gün yani 🙂

Sabah Piar Danışmanlık Kurucusu Sibel Kaya açılış konuşmasını yaptı ve sözü Bersay İletişim’den Ali SAYDAM’a bıraktı.
Ali Bey; bilenler bilir ‘insan kaynakları değil kıymetleri’ savunucusudur ve yine aynı konuya değindi. Konu çalışan mutluluğu olunca insanı bitebilecek bir kaynak gibi görmek kaba kaçıyormuş.

ali saydam bersay

Türkiye’de işe alım ve CV’lere de değinen Ali SAYDAM, CV’ler birbirinin aynısı çünkü bu konuda öğretiler hep tek bir kalıp şeklinde piyasaya yayılıyor. Kimse farkını koyamıyor dedi. Bence haklı, artık muhasebecinin bile kendini en iyi ifade ettiği farklı bir CV’si olmalı.

ali saydam heineken

İşe alım tekniklerine giriş konuşması yaparak, Heineken’in işe alım virali ile sunumunu sürdürdü. Hepimiz kendimizi işe alınan aday gibi gördük sanıyorum ki bilmem kaçıncı izleyişimize rağmen büyük bir heyecan vardı hepimizde. O çalışanı daha adayken farklı şekilde işe alan adamlar içeride çalışan mutluluğu için neler yapıyordur kim bilir dedim…

Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Emre Konuk’a geldi sıra ki o ne duruştur! ‘Bazı insanlar sadece görüntüsü ile bile karşısındaki herkesi hipnotize edebilir’ dedim o an. Bilgi akıyor, profesyonellik okunuyor…

dbe emre konuk

Emre Bey mutluluğu çalışan bağlılığı, yöneticilerin takdir tutumuu, diğer çalışanlar ile etkileşim vb. değişkenler ile kıyasladı ve verileri ortaya koydu. Çalışan Mutluluğu doğru işe alım ile başlar dedi. Verileri kare kare sunuyorum, çalışan profiliniz için düşünürsünüz belki sizler de 🙂

dbe

dbe veriler

dbe veriler 3

dbe veriler 2

dbe kıyas

dbe emre konuk veri

dbe danışmanlık

dbe 3

dbe 2

Çalışan Mutluluğu İçin İzlenmesi Gereken Örnek İşe Alım Politikaları konulu panel başladı. Panelin moderatörü Kariyer.net Genel Müdürü Yusuf Azoz idi. AvivaSA İK’dan sorumlu GMY Murat Bayburtluoğlu da vardı panelde. (Çalışanı olsam bu iki insanı daha az görürüm yeminle, ama güzeller işte, onlar olmayınca da olmuyor 🙂 )

azoz kariyer net

Diğer konuşmacılar VDF insan Kaynakları Müdürü Bilgen YILDIRIM ve Pfizer Türkiye İK Direktörü Cem Gürsel AKKAYA idi.

Hepsi şirketlerindeki çalışan mutluluğu uygulamalarından bahsetti. İşe alım politikalarında çalışan mutluluğu biraz teorik kaldı diyebilirim. ( Pfizer’ı ayrı tutuyorum, Cem Bey’in duruşu yeter bu konuda ama siz Pfizer Türkiye sitesine girin bi bakın adamlar düşünmüş bizim için.)

cem gürsel akkaya

Mutluluğun en azından çalışanlar için düşünülmüş olması güzel bir şey. 🙂 Sanıyorum işe alımda çalışan mutluluğu politikası uygulamalarının ilk örneklerini ben sunacağım piyasaya. (Okuluma yakın bir şirkette çalışabilirsem tabii ki) Panellerde konuşmacılar söz alırken arkada sunumları sessiz sessiz ilerlese daha bir güzel olur diye düşünüyorum. O da olur bir gün. 🙂 Bu arada bu panelde Bilgen Hanım ‘kadın çalışanları yemek konusunda mutlu etmek daha zor’ dedi. Bu söze şöyle bir açıklama getirmek isterim ki: Erkek çalışanlar da mutlu olmuyor ama daha uysallar, daha iyisini talep etmek yerine daha fazla susuyorlar. Kadınların bu özellikleri takdir görmeli, erkeklerin de konuşması teşvik edilmeli bence.
Bir de işe alım sürecinin uzunluğuna değinildi. Aslında en önemli ve panelle en ilişkili konu bu oldu. Artık adaylar bir pozisyon için üç kere aynı şirkete gidip kendini ifade etmek istemiyormuş, daha kısa sürede sonuca ulaşılmalı dediler. ‘Ve zaten bu süreçte de iyi adayları kaybediyoruz, başka bir şirketle anlaşmış oluyorlar biz onlara döndüğümüzde’ cümlesini de kulaklarımla duydum. Artık daha dikkat edelim işe alımlarda ok?

Ben soru sordum yine : Mülakatlarda masalarınızı kaldırıp, bağdaş kurarak adayla oturduğunuz, adayı kendisi gibi bıraktığınız, CV yerine afişlerle sunumlarla kendini ifade ettirdiğiniz işe alımlarınız oldu mu yoksa hala klasik yöntemleri mi deniyorsunuz? El-cevap: Klasik şeyleri deniyoruz. Bizce önemli olan yapılan şeyin samimi yapılması. Samimi olunca aday kendini rahat hisseder zaten.

Yüksel Erdoğan herkese şirketlerindeki çalışan mutluluğu oranını sordu, %80 den aşağı çıkan şirket olmadı. (Genellikle Eylül ayında yapılan anketlere göre çıkmış bu sonuç.)

Bu arada Emre Konuk söz aldı: İyi yemek, iyi ofis vb. şeyler mutluluk verir ama geçicidir, bağımlılık yaratan bir şeyler lazım dedi. Bu da bizim çıkış noktamız olsun bundan sonra!

Öğle arasından sonra iki panel ve iki konuşmacı ile devam ettik zirveye. Sonuna kadar kaldım bu zirvenin.

garanti bsh pegasus

‘2013 Türkiye’nin En Beğenilen Şirketlerinde Çalışan Mutluluğuna Dair’ konulu panelimizi Vodafone’dan Pınar KALAY yönetecekti fakat abisinin vefatı nedeniyle zirveye katılamadı. Buradan kendisine sabır diliyorum.
BSH İK Direktörü Işık Gürol , Pegasus İK Direktörü Didem Egeli, Garanti Bankası İşveren Marka Yöneticisi Nurdan TAŞ en beğenilen şirket olarak çalışan mutluluğunu tartıştılar. BSH ve Garanti Bankası uygulamalarını anlattı. BSH yaptığımız her işte sürdürülebilirlik ilkesini temel alıyoruz dedi. Garanti ise gruplara özel uygulamalar geliştiriyoruz, genel politikalar çok verimli değil dedi. Garanti’den çok fazla etkilendiğimi söyleyebilirim. Nurdan Hanım gerçekten kendisini işine vermiş ve bunun sonuçlarını almış bir çalışan. Ayrıca tebrik etmek isterim onu. Garanti Hobi projeleri diğer şirketlere örnek olmalı…
Pegasus çalışanlarının neden mutlu olduklarını anlayamadık maalesef. Yalnız zirvede şu soru yöneltildi Didem Egeli’ ye: ‘Pegasus’a iş başvurusu yapmak isteyen adaylardan kredi kartı aracılığıyla ücret isteniyor, bunun nedeni nedir, yasal mıdır?’

pegasus didem egeli (2)

Didem Hanım buradan gelen tutarın tamamının sosyal sorumluluk projelerine aktarıldığını ve çok sayıda başvuru aldıkları için gereksizleri elemek maksadı ile böyle bir uygulama getirdiklerini iletti bizlere. Hiç yorum yapmıyorum…

Sonraki panelde DHL, Digitürk ve Nutricia vardı. DHL ve Digitürk çalışanlarının hazırladığı videolarla başladı konuşmalar. Şahsen ben samimi bulmadım, vurgusu tonlaması ile çalışanların sözleri içten gelmiyor da replik okuyor gibiydiler. Hürriyet bu işi iyi yapmış, özgür bırakmış çalışanlarını ve onlar kendilerini iyi ifade etmişlerdi. Örnek olabilir size bi bakın derim.

nutricia dhl digitürk

Evet DHL ve Digitürk keyifli firmalar, işlerini iyi yapıyorlar buna da sözümüz yok. Çalışınca mutlu olabileceğimizi düşündük aslında. Benim ilgimi Nutricia çekti. Çok düşünceli olduklarını gözlemledim. Anne- Bebek beslenmesi ile ilgilendiklerinden olsa gerek her şeyde anaç bir tavır sezdim. Bu güzel bence.

Bu panelin sorasında süper bir adam geldi konuşmaya. Mehmet Seracettin TEZÇAKIN Kendisi Sultanahmet Köftecisi’dir. 95 yıldır çalışan mutluluğu politikaları varmış da doğaçlamaymış bunu farketmişler. Hani bizler bir alanda değişik şeyler üretmek için beyin fırtınası yaparız da yaparız konudan da uzaklaşınca saf haline, başa döneriz ya. İşte çalışan mutluluğu fikirlerinin en saf halini burada gördüm.

sultanahmet köfteci

Mehmet Seracettin TEZÇAKIN kendi çalışanları ile ilişkilerini anlatırken, bir özelliğini de dile getirdi.
Bazı şirketler çalışanlarını mutlu etmek için piknik yapıyor ve Sultanahmet Köftecisi ile bir menüde anlaşıyorlarmış.
Mehmet Bey bu arada devreye giriyor, o menü ile çalışanların nerede kaç saat tutulacağına bakıyor, eğer yemek tatmin edici değilse işvereni uyarıyormuş. ‘Ama maddi imkanımız kısıtlı ancak bu kadar yapabilirim’ diyen işverene de o zman 2 yılda bir kez yap ama mutlu olsun çalışanların diyormuş.
Çok hoş karşıladık bu tutumunu. 🙂

Yine sordum: ‘ sizin bu görüşlerinizden etkilenip şirketlerine bakış açınızı taşıyan tanıdık işverenler var mı?’
El-cevap: Sayıları çok olmasa da görüşlerimin yansıdığı şirketler oldu.

Sonrasında Nurus Ofis Mobilyaları tanıtımı ile sonlandı zirvemiz. Çalışanın rahatlığının, mutluluğunun da gerçekten mobilya ile ciddi bir ilgisi var. Yönetici koltuğu ayrı, çalışan koltuğu ayrı şirketler hiçbir zaman çalışan mutluluğunu elde edemeyecekler ben bunu bilir, bunu söylerim.

Bir de dipnot eklemek isterim, katılımcı firmalar kendi konuşmaları bittikten sonra gidiyorlar ya, o hiç hoş olmuyor.
Tüm birlik, duygu yoğunluğu darbe alıyor sanki. Tamam herkesin çok önemli işleri var, şirkette toplantılar sırayla bekliyor ama sanki böyle günler için biraz daha özenli olunsa güzel olur diye düşünüyorum ben. 🙂

Bizleri davet eden Piar Danışmanlık, beraber güzel vakit geçirdiğim blog yazarı arkadaşlarım ve bizlerle samimiyetle ilgilenen Burcu BÜLBÜL iyi ki varsınız. 🙂

blog yazarları

Bu zirvenin sürdürülebilir olması dileklerimle.

Hoş kalın!

Zuhal DURSUN

zuhal imza

Geleceği Güzel Gençlerin İnsan Kaynakları Zirvesinden Notlar :)

Merhaba Ey Okur!

Yoğun bir haftadan çıktım zirveler, dersler, ziyaretler derken hafta sonu yazı yazamayacak kadar doldurmuşum zihnimi ancak yazıyorum. 🙂

Kim bu İKloji, GençİK’cılar, Recep Asar diyenler için linkleri sunuyorum. Bu adamlarda vizyon var ileride güzel işler yapacağız, isteyen hazırlansın, katılsın derim. 🙂 Okuyun tanıyın adamlarımızı :

http://gencikz.com/
http://ikloji.com/

http://recepasar.com/

Gelelim zirve hakkındaki yorumlarıma:

Sabah erken saatte gittim gördüm ki gerçekten kişisel emeklerin ortaya konmasıyla organize olmuş bir ekibin zirvesindeyiz. Daha çok, yeni mezunlara vizyon kazandırmak için şirketlerin İnsan Kaynakları departmanı çalışanlarından destek alınarak hazırlanmış bir program izledik.
Ufak tefek aksilikler her zirvede olduğu gibi bunda da oldu lakin bu adamların bir sonraki zirvesi öyle böyle olmayacak buna da yürekten inanıyorum. 🙂

Sabah ilk konuşmacımız Collezione İnsan Kaynakları Müdürü Elif Gümüş oldu. Öncelikle perakende sektöründe iş tanımlarından örnekler verdi.Yeni pazarları ve hedeflerini anlattı. Bu aşamayı takdir ettim çünkü yeni mezun birine perakendeyi anlatmak için konuşmaya doğru yerden girdiğine inanıyorum. Sonrasında marka değeri üzerine çalışmalar yaptıklarını anlattı ve mezunlara ‘Türkiye’de kariyer perakendeden geçiyor, bize katılın’ çağrısı yaptı. Bunun üzerine perakende sektöründe en büyük sorunun mağaza çalışanlarının çalışma saatleri ve hafta sonu izin problemi olduğunu, bu konuda farklı bir tutum gösterip göstermediklerini sorduk ama herhangi bir yenilik duymadık maalesef. Bu da benim tespitim olsun, sadece part-time çalışan için kolaylık sağlamakla kalmayalım, çok değişik çalışma imkanları sunalım, sorular geldiğinde ‘iş kanununa uyuyoruz’ dan başka cevaplar üretelim ki perakendeye talep artsın.
Mağazacılık alanında marka değeri konuşacaksak mutlaka ama mutlaka işe satış danışmanları&mağaza temsilcilerimizin değerlerini yüceltmekle başlamalıyız.
collezione insan kaynakları

Sonraki konuşmacı AvivaSA Genel Müdür Yardımcısı Murat Bayburtluoğlu oldu. ( Bazı konuşmacıların sadece isim ve unvanlarını yazsak ayrı bir yazı diye yayınlarız… 😉 )
Murat Bey, AvivaSa tanıtımını biraz uzun tutsa da, son demlerde o yeni mezunların anlamadığı rakamlardan, grafiklerden uzaklaşarak ‘Neden AvivaSA bünyesinde çalışayım ki?’ sorusunu cevapladı.Cevapladı derken gerçekten insanın kafasında soru işareti kalmıyor, adamlar güzel kurgulamış bir çalışanın geleceğini. Yaptıkları işi çalışanları için de yapmışlar ve zirvede alkışlarla bitirebildi konuşmasını. Öğrenin : BES Satışçısı olmak için yasal olarak lisans mezunu olmak gerekiyormuş. Bir soru geldi : Devlete rağmen mi, devletle beraber mi çalışıyorsunuz? El- cevap: Ne devlete karşı ne devletle beraber, biz de anlayamadık… AvivaSA çalışan profili verilerini de ekleyeyim tam olsun:

Avivasa genel müdür

Dört Büyükler Sektör Paneli maalesef konunun dışında kişilerin kendilerini tanıtmaları ile geçti. Moderatör olup ‘reklam!’ diye bağırıp, tüm konuşmacıları arada kendine getiresim gelmedi değil ama ne yapsınlar adamlar gerçekten aşmış bazı şeyleri. Neyse ki tek tek eğitimlerine ve geldikleri noktaya diyecek sözümüz olmadığından dinledik ve sorular kısmında aktifleşebildik.

avivasa satıs kanalları

dört büyükler paneli

Hepsi Y kuşağına sebat edin, sabır gösterin dedi. Ben de genelde X kuşağın Y kuşağına bir iş emri verirken çok açık olmadığını, o operasyonel işin sonucunda nasıl bir katkıda bulunmuş olacağımızın resmini açıklıkla gösteremediklerini eğer bize o büyük resmi gösterirlerse bizim o küçük işe yaratıcı fikirlerimizle daha neler katacağımız, çarkı çok daha sağlam çevireceğimizi ilettim. Bu da Y kuşağından size mesaj olsun dedim falan filan 🙂

genç ik zirvesi 2014- zuhal ikulis

Öğle Arası : Yemekleri bile büyük özveri ile hazırlamışlar,çok büyük sevgi duydum neden bilmiyorum bu oluşuma.
Kahvelerimiz de bildiğiniz Türk Kahvesiydi, hem de her arada ayıla bayıla içtik. Teşekkür etmeden olmaz!

zuhal DURSUN ikulis

Sonrasında Denge Holding Yönetim Kurulu Başkanı Recep Ali Keydal konuşmasına başladı. İlk sözleri oldukça hoşuma gitti genç çalışanlara güvenip onlarla işbirliği yapmış, babacan tavırlarla anlattı durumu. Kurumsallaşmaları gereğini, aile şirketi olmanın zayıf yönlerini bildiklerini ve bu alanda çalıştıklarını anlattı. Sonradan işe alınan yöneticiden, çaycıya kadar her yeni çalışan ile kendisinin görüştüğünü iletti. Bizler biraz şaşırdık bu durumda ne yalan söyleyeyim.
Konuşması sonrasında sordum kendisine: Siz İK departmanınızın onayladığı, işe alımı kesinleşmiş bir çalışanla sadece tanışmak maksadı ile mi görüşüyorsunuz yoksa sizin görüşmeniz sonrasında işe alım kararı etkileniyor mu? El- Cevap : Son kararı tabii ki ben veriyorum, ben başta söylemiştim Yönetim Kurulu Başkanıyım ama İnsan Kaynaklarına da ben bakıyorum. O koltuğu kimseye bırakmam!

recep ali keydal

Satış ve Pazarlama Direktörü Ersin Gürsel geldi bizi toparladı gerçekten. Biraz kişisel gelişim semineri gibi olmadı değil ama ihtiyacımız varmış, çok güzel duygularla dinledik konuşmasını. Stephen R. Covey’in yazdığı “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” kitabını tavsiye etti ve hatta Ali Cevat arkadaşımıza attığı 25 adım karşılığında bu kitabı hediye de etti 🙂 (Stephen R. Covey hakkında düşünüyorum: Neden bilmem ama şu R harfini hiçbir yerde açıklamamış bu kadar mı nefret ediyordun abicim isminden, dedenin adı falan mıydı zorla mı koydular, mahkemede değiştiremedin mi neden bu azim? )

Biraz daha fotoğraf ile bu yazımı sonlandırıyorum.

ikulis (2)

ikulis selfie

ikulis

Diğer iki oturuma kalmadım, ertesi güne de Çalışan Mutluluğu Zirvesi planlarımızı bozdu ondan katılamadım. Seneye birbiriyle irtibatlı zirve ekipleri ile her zirveye katılabildiğimiz bir programda paylaşımlarımı yapmak dileğiyle.
Hoş kalın efendim. 😉

Zuhal DURSUN

Sence neydi ProvokatİK? Arkadaşımız Zuhal mutfaktan bildiriyor, sendeyiz Zuhal :)

Ö hö öhö..
Yine zor şartlar altında bir haber daha yapıyorum.
Bir elimde kış çayı, bir elim twitterdan zirveye laf yetiştirmede, ruhum sahnede dans ediyordu ama bedenen evimin mutfağında katıldım zirveye.

Blogger kontenjanından haberdar olmadığımdan niyet ettim ana oturumları izlemeye.
(www.pozitiftv.com hastaya şifa gibi geldi ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum kendilerine. Çok ince bir hareket, severim düşünceli insanları 🙂 )

Bence neydi..

Bir kere güzel bir his, pozitif bir çerçevesi var zihnimde.
İsmi çok zor, zaten insanlar provokatif demeyi bilmiyordu, yerine provakatif derlerken bir de provokatİK çıkardılar başımıza.
Ama değişik olmuş işte.
Balıklar filan..

Bu da benim balığım :mutfakta zirve

Sarı balıkların içindeki mor balık ve ProvokatİK kelimesinden bile başlı başına bir yazı çıkar aslında.
Zirveyi özetlemiş, önümüze koymuş adamlar işte anlayın diye.

Saat 09:00’u geçiyordu süt mü ısıtayım, zirve izlemek için salona düzenek mi kurayım dediğimde.
Düzeneği mutfağa kurmayı tercih edince açılış konuşmasını kaçırmamış oldum lakin ki tüm günüm burada geçti o da bana fark oldu :S

Alper UTKU setresiyle arz-ı endam eylerken açıkladı ki bu zirve sadece İK’nın fonksiyonel gözüyle bakmıyormuş, hepimiz birer lidermişiz o sebepten farklı bakış açılarıyla zenginleşmiş bir zirveymiş.
– İyi, güzel alıyorum bunu!

Didem TEKAY maşallah ‘Cemalnur Sargut ”styla’’ zarif zarif anlatıyor balıkların içindeki mor balığı. 🙂
Farklı bakış açıları diyorlar. Dünya’da neler oluyor, önceden anlamlandırma ve çağrı diyorlar.
-Benim zihnimde Cem Yılmaz’ın Gana Temsilcisi : ‘Kenya Kenya noluyo, dünyada nooluyo?’

Farkındalık diyorlar.
76 kişi konuşacak diyorlar, 2 binden fazla ziyaretçi var diyorlar.
Heheytt diyorum, ballı süt harikasın.

Diğer bloggerlar da ben de azimle çalşıyoruz. Aman anlık takip edilsin zirve twitterdan.
Konuşmacılar daha noktayı koymadan tweetler uçuşuyor havalarda. 🙂
Konuşmacıların ağzından çıkan her şeyi havada kapan mavi kuşlar olarak dinleme, öğrenme ve paylaşma arzumuzu takdir ediyorum resmen.
Firmaların çalışan bağlılığı çalışmaları yaptığı dönemlerde aslında ilişki kalitesine bakılsa diyor Didem Hanım, ne güzel olur diyor.
Yazarlar çıkıyor sahneye, John, Charles, Adam..
Bir şeylerin farkına varmışlar, siz de varmalısınız diyorlar.
Değişim gerekli, devrim güzel his, kadın değişimdir, erkek güç, kadın sevgidir, kadın farklı bakış açısıdır, güçle sevgi beraber olmalıdır, birlikte kullanılmalıdır diyorlar.
Farkındalık çerçevesini oluşturuyorlar.
Yusuf AZOZ çıkıyor bir ara, sempatik adam istihdam endeksinden bahsediyor. Kariyer.net verileri her zaman güvenilir gelmiştir bana.
Alex, Nigel, Haridimos geliyor, Atatürk, Kenedy, Mandela ve Muzaffer Şerif’ten bahsediyorlar hayır olsun 🙂 İnce örnekler veriyorlar.

Özellikle üstüne bastıkları bir kelime var:Kibir
Liderlğin benliğinden bahsediyorlar, biz bilinci lazım şu egodan kurtulun artık yahu diyor adamlar.
Ve farklı bakış açısı geliştiren insanları yanında görmek isteyen lider olun diyorlar. ‘evet müdürüm, tabi müdürüm, siz öyle uygun gördüyseniz en güzelidir müdürüm’ diyenleri değil de ‘müdür! ya o iş vardı ya onu senin dediğin gibi yapmasak, biraz ondan biraz bundan koysak, azıcık da çevirsek 45 derece bu taraftan baksak nassı fikir? ;)’ diyenleri tutun etrafınızda diyorlar. Ego öyle yenilir, ben ben nereye kadar…

Empatik olunca zor olan şeyleri yönetmeye başlarmışız. Bu düşünce beni çok etkiledi.
Nigelcığım dedi ki, zor patron diyorsunuz ama onun gözünden bakmaya başlasanız zorluğu yönetmeye başlarsınız. ‘O kadar evli çift var, hepsi de evlilik zor diyor ama onlar nasıl evli kalabiliyor hacı 😉 çaktın mı köfteyi’ tadında açıklıyor empatiyi.

Gözüm tweetlere takılıyor Ahmet ERYILMAZ neden görmek istediğim eğitim kurumları burada yok, zorla getirilmeliydiler diyor 🙂 E adam haklı beyler..

Konuşmacıların konuşmaları bitince sağlamasını yapıyor MCT 🙂
Diziyor Atos, Portos , Aramisi sahneye yan yana.

Diyor ki neden size inanalım?

Türk insanında olmayan bir şey orada açığa çıkıyor bilmem kimler fark etti;
Üçü de o kadar araştırmanın sonunda söylediklerini aynen uygulamamız konusunda ısrarcı değiller.
Biz yaptık güzel oldu, sonuçları sizinle paylaştık, ama siz farklılaştırın, yerelleştirin biraz da öyle deneyin diyorlar.
Bizimkiler gibi ‘kahvenin içine limonu sık, bir kaşık da bal koy bak nasıl kesiyor öksürüğü’ keskinliğinde, iddialılığında konuşmuyorlar.

Sonra panel başlıyor. Kadınların tepeye erkeklerden daha çok süzülerek geldiklerinden bahsediyorlar yine. O kadar zorlu yoldan gelince doğal olarak kadın daha çok sorgulayan, geleneksel olmayan, paydaşları düşünen bir hal alıyor.

Katılımı arttıran kadının bakış açısı zenginliktir diyorlar.
Nefret ettiğim kavram ayrımcılık atlıyor sahneye. Kadına o kadar çok ayrımcılık yapılıyor ki cinsiyet körlüğü oluşmuş, farkında dahi olunmuyor deniyor.

Kadın olursa ne olur diyoruz, kadın yönetim kuruluna ne katar diyoruz, kadın bakış açısı, kadın CEO kadın şoför.. diyoruz ama erkek bakış açısı, erkek CEO, erkek şoföre şaşırmıyoruz.

Kadınların yönetimde daha aktif olmaları için kota konuşuluyor, ortak vicdan olsun deniyor, kadını dışlayınca kaynaktan oluyoruz diyorlar.
Tek cümle özetliyor : Az oldukça sorgulanıyoruz!

Lösevden her yıl aldığım etkinlik takvimime gidiyor gözüm. Kadınlar Günü etiketinden zirve etiketine bir doğru çiziyorum aşkla 🙂

etkinlik takvimi lösev

John Mattone giriyor devreye, bizim Atos, Portos, Aramis’in bahsini ettiği keşifleri nasıl uygulamamız gerektiğini anlatıyor inceden.
İletişimi anlatıyor, bir çocuğun gerginliğini onun seviyesine çökerek azaltan bir babaannenin iletişim tarzından bahsediyor.
Hepimiz birer süper babaanne olursak torunlar şirketi uçurur millettt! diyor.
Liderlerinizi seçerken seçtiğiniz yöntem ılımlı, yardımsever, provokatif olsun diyor.
Bunları anlatırken de öyle neşeli öyle aktif ki, elindeki su şişesini yarış kazanmış Michael Schumacher modunda katılımcılara fışkırtacak sanıyorum. (Lütfen iyileş Schumi! 🙁 )
360 derece performans yönetimi için terfi kararlarının olmazsa olmazı diyor.
Çalışan örnekleri veriyor Mattone,
‘Yapabilirim, yapıcam’ diyebilen adaylarla çalışın diyor.

Zuhalin muzipzuuhali yine devrede, beyin kıvrımlarımın arasında, Mario oynarken yapıcammm diye sinir krizi geçiren küçük kızı oynatıyor reklam niyetine :S mario oynayan kız yapıcam yaptımmm diye bagırırrr

Tanyer Hoca çıkıyor bireysel ve kolektif liderlik kültürünü anlatıyor. Bir örnek canlandırmışlar keyifli olmuş.

Görmeden önce ölünecek yer : Gebze ve bilgi eksikliğinin çalışana yazdırdığı kötü senaryolar 🙂

Neyse ki dolaptan çıkan adam her şeyi düzeltir. 🙂
Kolektif kültürde aynı yöne gitmek için örgütlenmiş bir topluluktan bahsediyor, doğadan örnekler veriyor ve zurnanın zırt dediği yere geliyor:
Doğamıza aykırı davrandığımız için kolektif olmayı beceremiyoruz.
(Ne zurna mı ? Yok yok saksafon o ;))
Egoyu yenen, kibirden uzak, makamı bırakıp unvanları yok sayan biri olduğumuzda, ben değil biz dediğimizde güzel şeyler oluyor diyor ve şarkısını söylüyor.

Sonra Laurie çıkıyor sahneye, hikayesini tüm gazeteler haber diye verdi oradan okursunuz isterseniz.

Scrubs izler gibi güleç dinledim kendisini, mimikler falan fabrikasyon bunların. 🙂

Dünyadaki bağlantılarınızı aktif hale getirin, bilginizi eskitmeyin falan dedi, Neil Morrison, Jennifer Mcclure, Kris Dunn, Tim Sackett, Ron Thomas ı ekleyin dedi.
– Hamili kart yakınımdır, daveti kabul edin please.. ( İsimler için teşekkürler tekrar Gülsün Müftügil, nasıl başardın hepsini yazmayı hala anlamış değilim :))

Sonra Raj amca çıkıyor sahneye vicdanlı kapitalizmi anlatıyor.
O kadar prof dinledim, bu kadar akademik konuşma dinlememiştim diyorum içimden.Adam modu değiştirmemiş bastı gaza anlatıyor.
Sadet diye bağırıcam ama mutfaktayım naparsın. Adam haklı aslında anlatacak ki sonuca gitsin deee zaman kısıtlı, Raj yetiştirmek için hızlı hızlı konuşuyor, olayların zaman dilimleri çok uzun nasıl sıkıştırayım, kapitalizm, şirketler, kamu yararı, ben buraya neden çıktım? Uçan adam Sabriyim ben bu arada, Allahhh diye zıplıcam o ara Raj susar da dinlenir belki diye 😉

– Birisi o kadar emek verip yazdığımız tweetleri kopyalıyor, bloggerlar sinirli. Çocuğa bir güzel azar çekiyoruz, 3 blogger pöykürmesi ile korsan kuş nakavt !
Raj sadet dedi duydum! Şirketler sevgi, şefkat gibi kavramları kullanır oldu, doğal kaynaklarımızın bir sonu var ama sonsuz kaynağımız içimizde dedi.
Raj her sözüne katılıyorum ama içimdeki replik kafayı sus-tu -ra – mı- yo- rum.

İçimizde mi?
Ha içinde. Sırf ışıkla çık!
Adım garavel bul beni!!!
aradıgın güç icinde

Ekvador Mutluluk Ekonomisinden Sorumlu (bir nefes aliym devam etcem) Devlet Başkanı Freddy Ehlers Zurita (vuu) çıktı sahneye.
Silence dedi.
silence
İki dakka sessiz olun ne bitmez geyiğiniz varmış arkadaş başım oldu burda Tungurahua Yanardağı.
Sizin sorununuz fazla konuşmak, iki dakka sessiz olsanız devlete,bakanlığa falan gerek kalmaz mutlu olursunuz, ekonomik kriz, işsizlik falan hep baş ağrısından dedi.
Desem de gülün geçin adam çok derin konuştu. Özel mülkiyet kelimesinin gasp ettiği yeri mutluluk kelimesi için geri almak benim görevim dedi.Mevlana’dan bahsetti, istemenin sonu yok, mütevazi olun, adam olun lan dedi şapkasını yediğim 🙂
Gazetede de okudum, kamu çalışanları için proje başlatmışlar, sorunlarını falan dinliyorlar. Adamlarda kafa güzel, motto sağlam.
Zurita konuşuyor ama kafamda başka bir ses var benim yine, mutfakta Afroman’den because i got high açmışım, tezgahta ıspanak yerine marijuana doğruyorum :S

Afroman_Because_I_Got_High_single

Türkiye için mutluluğu dünyaya yayabilirsiniz, stratejik konumunuz müsait dedi, gülerek bitirdik günü.

İkinci gün mutfakta değildim ama okula gitmem gerekti, yarısını dinleyebildim konuşmaların.
Mehmet Özel, Genco Orkun, Mehmet Kızıltaş ve Canan Karatay’ın konuşmalarını dinleme imkanım oldu.

Mehmet Kızıltaş’ı gözlerim dolarak izledim. Karanlıkta Diyalog etkinliğinden sonra empati kanallarımı gerçekten açtığımı farkediyorum. Engelsiz Kariyer kategorisi açmama neden olmuş adam sonuçta boru değil. 🙂 Yolu açık olsun. 🙂 Daha çok görüşeceğimize eminim!
Canan Karatay çok heyecanlı bir konuşma yaptı, yağları karbonhidratları tokatlayan kadın ofiste sağlıklı beslenme konusuna girmedi maalesef.
canan karatay yağ zararsız dedi

Bir ara ayakkabısını kilolu bir izleyiciye fırlatsa sunumu tamamlanacaktı lakin aklıselim davrandı 🙂

Diğer oturumları online göremedim ama Burcu Çanacık’ın konuşmasını buldum ve beni benden aldı.
İkinci gün ile ilgili yazı yazicim, bugün yetsin dedim bu kadar 🙂 (Bloggerlar yaza yaza içi dışına çıktı zirvenin ben yazmasam bir şey eksik kalmaz diyemedim, amme hizmeti yapıyoruz şurada, kaynak lazım yeni yetmelere.)

Zirvede online da olsa bana arkadaşlık eden Ceren Bandırma’ya, evimdeki mor balık çakması nihaleye ve tezgahtaki sarı beze teşekkürlerimi bir borç bilirim.

mutfakta zirve teşekkür

Velhasıl, güzel işti MCT, tuttum sizi.
Kulağımda Simply Falling ile özdeşsiniz.
Enerjiniz hiç eksilmesin, nice yeni farkındalıklara!
Cheers!

Dipnot: Seneye adı soyadı kısa konuşmacılar alın, twitter 140 karakter çok zorlanıyoruz. 😛

Zuhal DURSUN

enerjik

imkansızı başarma

enerjik

zuhal imza