CEOnun arabası var güzel mi güzel… Nedir bu motivasyonun anahtarı?

Gönül ister aradığını hep mi bekler hiç mi bulamaz…
90lı yılların dillerden düşmeyen Mustafa Sandal şarkısını Mahsun Kırmızıgül coverı ile söylerken buldum kendimi. 🙂
Gündemimde ne mi var? Tabii ki motivasyon.

Ücretin motivasyona yetmediği yerde yan hak dediğimiz şey devreye giriyor. Yemek, ulaşım, sağlık sigortası, cep telefonu, hayat sigortası, esnek çalışma saatleri, bireysel emeklilik, telefon, spor salonu üyeliği, kurum çalışanına özel indirim uygulamaları derken yaratıcılıkta sınır tanımayan versiyonlarının da uygulandığını görmek mümkün.

İster işe alım sürecinin son aşaması olan teklif değerlendirme aşamasında ister çalışan performansının ve bağlılığının ortaya çıkacağı her alanda bu yan haklar çalışanlar açısından ister istemez kıyas ediliyor.
Adaylar tekliften dönüyor, çalışanlar İK’nın hiç öngörmediği bir sebepten rakip firmaya geçiyorlar.
Bu tercihlerin çoğunda da yan haklar oldukça etkili oluyor.

“Hangi yan hak üzerinde iyileştirme yapsak çalışan motivasyonunu daha etkin bir şekilde artırabiliriz? Üst düzey yöneticilere ne yapsak motivasyonları & bağlılıkları artar?” sorularına katkı sağlayacak bir araştırma yapılmış.

premium-kiralama-ust-duzey-motivasyonun-anahtari

Ipsos tarafından yürütülen bu araştırmaya, Türkiye’nin önde gelen şirketlerinin yöneticileri ile İnsan Kaynakları yetkilileri katılmış. Sonuçları İnsan Kaynakları Zirvesi’nde 12 Şubat 2015 saat 17:00 de Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda Ayşe Arman’ın moderatörlüğü ile Borusan Otomotiv Premium Kiralama Genel Müdürü Kağan Dağtekin “Üst Düzey Motivasyonun Anahtarı” oturumunda değerlendiriyor olacak.

Araştırma sonuçlarını dinlemek isterseniz aşağıdaki linkten ücretsiz kayıt yapılabiliyor.

http://www.premiumkiralama.com/premium-kiralama-ust-duzey-motivasyonun-anahtari.aspx

12 Şubat / 17:00
İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası
Kongre ve Sergi Sarayı
Rumeli Salonu

Zirvede görüşmek üzere!

McDonalds: Bu da mı gol değil!

Bu sabah haber siteleri, gazeteler McDonalds İnsan Kaynakları’nın çalışanlarına ilettiği bir rapor yüzünden çalkalanmış da çalkalanmış. Neymiş efendim çalışanlarına fast foodun zararları hakkında bilgi vermiş, patates kızartması ve hamburger yemeyin demiş, CEO Don Thompson ise sağlıksız gıda satmadıklarını belirtmiş falan filan..

Hepimiz hayatının bir dönemi de olsa, arkadaş grubumuza uyarak veya çocuklarımızın ısrarına dayanamayarak bir – iki hamburger tüketmişizdir. Düzenli olarak her öğle yemeğinde hamburger-kola-patates üçlüsünü tercih etmiyor olsak da canımızın çektiği zamanlarda aman bir sefer yiyelim dediğimiz günler elbette oluyor. Böylesi dönemlerde Burger King ya da McDonalds önünde kasa işlemlerini gerçekleştirirken çalışanlara dikkat etmeden edemiyorum. Bugüne kadar Türkiye dışında Almanya, Macaristan, Slovakya, Avusturya ve Çek Cumhuriyeti’ nde bu firmaların çalışanlarını inceleme imkanım oldu. Hepsinin kilolu olduğunu söyleyemem. Yine de çalışan profiline baktığımızda hepsinin dar bir alanda çalıştıklarını, yerdeki yağ tabakasından kaymamak için yavaş yürümek zorunda olduklarını, fabrikasyon bir çalışma tarzı ile hep aynı işi yaptıklarını, lise ve dengi bir okulu henüz bitirmiş daha kariyer planı üzerine düşünmeye fırsat bulamamışlıklarını farketmek hiç de zor değil.(Bu tanımın içine Management Trainee kadrosunu katmıyorum ama tüm çalışanların o kadro içinde değerlendirilmesini gerçekten isterdim.) Genelde düşünceli ve dalgınlar ama aksine işlem almak konusunda da hızlı hareket ediyorlar. Yani çalışan profili gerçekten tehlikede..

ronaldmcdonald

İK bunu görmüş, obezite denen belayı sosyal sorumluluk gereği kendi çalışanlarından uzak kılmış ise suç mu işlemiştir? Sürekli yendiğinde nasıl sonuçlar doğurduğunu gördüğümüz bu yiyeceklerin içinde çalışan insanların tek besinlerinin bu olmaması konusunda onları uyarma gereği duymuş bir İK’ cının günah keçisi olması mı gerekir? Çalışanların molasını zaman kısıtı nedeniyle nasıl aceleci geçirdiğini hepimiz biliyoruz. Yemekhanelerde sağlıklı yemekler yerken dahi aceleciyiz.(sigara, muhabbet, kitap okuma, gidilmesi gereken bir yer vb. sebeplerle) Fast food’ un içinde bir çalışanın yemek molasını düzenli olarak fast food yiyerek geçirmesine kimse şaşırmaz. Muhtemelen tespit ettikleri bu durumu çalışan yararına değiştirmek istemiş olmaları oldukça takdir edilesi bir hareket bence..

Bir silah üreticisinin İK departmanının bireysel silahlanmaya karşı bilgilendirme yapmasını, naylon poşet üreten firma İK’ cısının gereksiz poşet tüketimi hakkında rapor hazırlamasını, bir tatlı üreticisinin çalışanlarına şeker hastalığı hakkında bilgilendirme yapmasını neden hazmedemiyoruz? İşverenler ergonomik ölçütlerde çalışanlarını çalıştırsınlar diye kendimizi yırtarken, İK sağlıklı beslenin demiş ne var bunda?

CEO sağlıksız ürün satmıyoruz demiş, diyecek tabi. Adamın işi bu. Günde 3 öğün yiyebilirsiniz hiçbir şey olmaz derse suçlayalım onu.

Sağlıksız olduğunu bildiğimiz halde hangimiz  kızartılmış gıdaları hayatımızdan tamamen çıkarttık peki?  Biz bu konuda yeterince kararlı davranmadan CEO’ yu da suçlamak çok anlamsız.

CEO işini yaparken İK da işini yaptı diye bu haberleri olumsuz bir dille vermek bu güzel düşünceyi baltalamaktır. Ve bu gözlemi, firmasına rağmen yaparak rapor yayınlayan bir İK’ cı örnek gösterilmeli bence her yerde.

Sağlıklı beslendiğimiz günler dileğiyle. 🙂

 

Zuhal DURSUN