360 derece “Referans Araştırması” yapalım. Nasıl mı?

Merhaba iş arayanlar ve insan kaynakları çalışanları…
Yazarınız bendeniz radarlarını açtı ve bu hafta referans araştırması/kontrolü konusuna eleştirel baktı. Nerede İK fonksiyonlarının mağdur ettiği bir kesim var, ben orada öneri getirmeden duramıyorum, tutamıyorum şu dilimi ne yapayım. 🙂

Malum, ülkemizde “İşveren markası nedir?” diye sorulmamış işletmeler, bu tanımı duysa da benimsememiş işverenler var. E haliyle çalışanlara sunulan hakları geliştirmek ya da çalışma ortamının huzuru için ince fikirler üretmekle uğraşmayan çok sayıda da firma var. Ve bizler ucundan kıyısından bu firmalar ile kariyerimizin bir döneminde temas halinde oluyoruz.

Çok teorik gidince konu havada kalıyor farkındayım, o sebeple girişimi yaptım gelişmeyi örnek olay ile devam ettireceğim. 🙂

Hep derim “İK çalışanı havalı falan değildir, işverenle çalışan arasında tosttur çoğu zaman, kıymetlerini bilin onların” diye.

Bu örnekte de İK çalışanımız maaşların sürekli geciktirildiği, primlerin sudan sebeplerle kesildiği, sigortaların asgariden yattığı, bir dakika geç kalmanın işten atılmakla sonuçlanabildiği bir şirkette tüm dürüstlüğüyle var olmaya çalışıyor. Yönetime yapıcı öneriler sunuyor, çalışanları sakinleştiriyor, havayı yumuşatmaya çalışıyor vb. çabalar sonrasında ayrılıveriyor yolları firma ile. Böylesi bir ortamda yönetim ile referans gösterilecek şekilde bağ kurulamayacağı aşikâr. Başvurduğu firmalara bunları açıkça anlatsa öğretilere göre mülakatta olumsuz rapor yazılacak hakkında. Anlatmasa referans kontrolü ısrarı diye bir şey var. İki ucu farklı değnek anlayacağınız. 🙂

referans kontrolü

Bu iki uca da değmeden işe alım yapabileceğimiz bir referans sistemi geliştirelim derim, sistemin adını da 360 derece performans değerlendirmesinden araklayıp 360 derece referans araştırması koyalım, uygulamayı deneyelim gitsin! 🙂

Bunun için dört kaynaktan aldığımız verileri harmanlayıp o şekilde karar verebiliriz :

1) İşkolig, Şeffaf Ofis, Şikayet Var gibi siteler aslında işveren ve çalışma ortamı hakkında çok gerçekçi verileri ortaya koyuyor.

2) Buna bir de Linkedin üzerinden doğrulama sistemi koyalım. Adayın çalıştığı dönemde o firmada bulunan birkaç kişiden aday hakkında görüş isteyelim. Örneğin, Linkedin’de bağlantı kurduğumuz kişilere X adayımız ile ilgili şu soruları soralım:

• Mülakatınızda duyduklarınız ile çalışırken yaşadıklarınızın uyuşmadığı oldu mu?

• Ofiste stresli ya da üzücü bir anınızda X kişi size destek verdi mi?

• Birlikte çalıştığınız süre boyunca X kişisi aşağıdaki profillerden hangisine uyuyordu?
A)Soğuk ve Kaba
B)Yardımsever
C)Her zaman güleç ve kibar
D)Dedikoducu

3) Klasik yöntemi de yok saymayalım, eski işvereni arayıp fikrini alalım.

4) Son olarak da mülakat esnasında verdiği güven oranını ekleyelim sonuç pozitifse adayın hakkını da yemeyelim.

Mutlaka eksikler çıkar, üzerine düşünürsek daha da geliştirilebilir bu ve benzeri uygulamalar ama en azından daha adil ve gerçekçi işe alımlar için uğraşmış olur ve küstürmeyiz kaynağımızı.

Cesareti kırılmış çalışanların olmadığı bir dünya dileğiyle…

Zuhal DURSUN

Kaynak: http://liderlikruhu.com/blog/360_derece_quotreferans_arastirmasiquot_yapalim_nasil_mi

Çalışan Mutluluğu Zirvesi’ne Katılamayanlar Buyrun Okuyun :)

Ne güzel konudur bir zirve için çalışan mutluluğu!

İnsan Kaynakları departmanlarının en temel sorunu; büyük emek ve zaman vererek, hatta para harcayarak bünyeye kattığı çalışanı bünyede tutamamasıdır. Ve araştırmalar gösteriyor ki bir çalışanı sonsuza kadar şirketinizde tutabilmeniz, tutsanız dahi ondan beklenen verimi alabilmeniz sadece piyasadan yüksek maaş vermekle mümkün değil…

Bu sebeple zaten çalışan bağlılığı uygulamaları, çalışan memnuniyet anketleri, çalışan mutluluğu konuşulur oldu ya.

Zirveyi sadece konusu yüzünden bile önemseyebilirdim ama konuşmacılar, mekan, organizasyonu düzenleyen ekip derken güzel bir bütün olmuştu. O sebeple olumlu duygular içinde yazıyorum yazımı.

sibel kaya piar danışmanlık açılış konuşması çalışan mutluluğu zirvesi

Sabah mis gibi çiçek kokularının kapladığı Fazıl Say Konferans Salonunda, klasik müzik eşliğinde sanki birazdan tiyatro seyri başlayacakmış gibi bir huzurla aldım yerimi.
Yüksel Erdoğan, Ceren Bandırma ve Selin Yetimoğlu ile beraber dinledik, sorular sorduk, twitterdan paylaştık, keyifli geçti gün yani 🙂

Sabah Piar Danışmanlık Kurucusu Sibel Kaya açılış konuşmasını yaptı ve sözü Bersay İletişim’den Ali SAYDAM’a bıraktı.
Ali Bey; bilenler bilir ‘insan kaynakları değil kıymetleri’ savunucusudur ve yine aynı konuya değindi. Konu çalışan mutluluğu olunca insanı bitebilecek bir kaynak gibi görmek kaba kaçıyormuş.

ali saydam bersay

Türkiye’de işe alım ve CV’lere de değinen Ali SAYDAM, CV’ler birbirinin aynısı çünkü bu konuda öğretiler hep tek bir kalıp şeklinde piyasaya yayılıyor. Kimse farkını koyamıyor dedi. Bence haklı, artık muhasebecinin bile kendini en iyi ifade ettiği farklı bir CV’si olmalı.

ali saydam heineken

İşe alım tekniklerine giriş konuşması yaparak, Heineken’in işe alım virali ile sunumunu sürdürdü. Hepimiz kendimizi işe alınan aday gibi gördük sanıyorum ki bilmem kaçıncı izleyişimize rağmen büyük bir heyecan vardı hepimizde. O çalışanı daha adayken farklı şekilde işe alan adamlar içeride çalışan mutluluğu için neler yapıyordur kim bilir dedim…

Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Emre Konuk’a geldi sıra ki o ne duruştur! ‘Bazı insanlar sadece görüntüsü ile bile karşısındaki herkesi hipnotize edebilir’ dedim o an. Bilgi akıyor, profesyonellik okunuyor…

dbe emre konuk

Emre Bey mutluluğu çalışan bağlılığı, yöneticilerin takdir tutumuu, diğer çalışanlar ile etkileşim vb. değişkenler ile kıyasladı ve verileri ortaya koydu. Çalışan Mutluluğu doğru işe alım ile başlar dedi. Verileri kare kare sunuyorum, çalışan profiliniz için düşünürsünüz belki sizler de 🙂

dbe

dbe veriler

dbe veriler 3

dbe veriler 2

dbe kıyas

dbe emre konuk veri

dbe danışmanlık

dbe 3

dbe 2

Çalışan Mutluluğu İçin İzlenmesi Gereken Örnek İşe Alım Politikaları konulu panel başladı. Panelin moderatörü Kariyer.net Genel Müdürü Yusuf Azoz idi. AvivaSA İK’dan sorumlu GMY Murat Bayburtluoğlu da vardı panelde. (Çalışanı olsam bu iki insanı daha az görürüm yeminle, ama güzeller işte, onlar olmayınca da olmuyor 🙂 )

azoz kariyer net

Diğer konuşmacılar VDF insan Kaynakları Müdürü Bilgen YILDIRIM ve Pfizer Türkiye İK Direktörü Cem Gürsel AKKAYA idi.

Hepsi şirketlerindeki çalışan mutluluğu uygulamalarından bahsetti. İşe alım politikalarında çalışan mutluluğu biraz teorik kaldı diyebilirim. ( Pfizer’ı ayrı tutuyorum, Cem Bey’in duruşu yeter bu konuda ama siz Pfizer Türkiye sitesine girin bi bakın adamlar düşünmüş bizim için.)

cem gürsel akkaya

Mutluluğun en azından çalışanlar için düşünülmüş olması güzel bir şey. 🙂 Sanıyorum işe alımda çalışan mutluluğu politikası uygulamalarının ilk örneklerini ben sunacağım piyasaya. (Okuluma yakın bir şirkette çalışabilirsem tabii ki) Panellerde konuşmacılar söz alırken arkada sunumları sessiz sessiz ilerlese daha bir güzel olur diye düşünüyorum. O da olur bir gün. 🙂 Bu arada bu panelde Bilgen Hanım ‘kadın çalışanları yemek konusunda mutlu etmek daha zor’ dedi. Bu söze şöyle bir açıklama getirmek isterim ki: Erkek çalışanlar da mutlu olmuyor ama daha uysallar, daha iyisini talep etmek yerine daha fazla susuyorlar. Kadınların bu özellikleri takdir görmeli, erkeklerin de konuşması teşvik edilmeli bence.
Bir de işe alım sürecinin uzunluğuna değinildi. Aslında en önemli ve panelle en ilişkili konu bu oldu. Artık adaylar bir pozisyon için üç kere aynı şirkete gidip kendini ifade etmek istemiyormuş, daha kısa sürede sonuca ulaşılmalı dediler. ‘Ve zaten bu süreçte de iyi adayları kaybediyoruz, başka bir şirketle anlaşmış oluyorlar biz onlara döndüğümüzde’ cümlesini de kulaklarımla duydum. Artık daha dikkat edelim işe alımlarda ok?

Ben soru sordum yine : Mülakatlarda masalarınızı kaldırıp, bağdaş kurarak adayla oturduğunuz, adayı kendisi gibi bıraktığınız, CV yerine afişlerle sunumlarla kendini ifade ettirdiğiniz işe alımlarınız oldu mu yoksa hala klasik yöntemleri mi deniyorsunuz? El-cevap: Klasik şeyleri deniyoruz. Bizce önemli olan yapılan şeyin samimi yapılması. Samimi olunca aday kendini rahat hisseder zaten.

Yüksel Erdoğan herkese şirketlerindeki çalışan mutluluğu oranını sordu, %80 den aşağı çıkan şirket olmadı. (Genellikle Eylül ayında yapılan anketlere göre çıkmış bu sonuç.)

Bu arada Emre Konuk söz aldı: İyi yemek, iyi ofis vb. şeyler mutluluk verir ama geçicidir, bağımlılık yaratan bir şeyler lazım dedi. Bu da bizim çıkış noktamız olsun bundan sonra!

Öğle arasından sonra iki panel ve iki konuşmacı ile devam ettik zirveye. Sonuna kadar kaldım bu zirvenin.

garanti bsh pegasus

‘2013 Türkiye’nin En Beğenilen Şirketlerinde Çalışan Mutluluğuna Dair’ konulu panelimizi Vodafone’dan Pınar KALAY yönetecekti fakat abisinin vefatı nedeniyle zirveye katılamadı. Buradan kendisine sabır diliyorum.
BSH İK Direktörü Işık Gürol , Pegasus İK Direktörü Didem Egeli, Garanti Bankası İşveren Marka Yöneticisi Nurdan TAŞ en beğenilen şirket olarak çalışan mutluluğunu tartıştılar. BSH ve Garanti Bankası uygulamalarını anlattı. BSH yaptığımız her işte sürdürülebilirlik ilkesini temel alıyoruz dedi. Garanti ise gruplara özel uygulamalar geliştiriyoruz, genel politikalar çok verimli değil dedi. Garanti’den çok fazla etkilendiğimi söyleyebilirim. Nurdan Hanım gerçekten kendisini işine vermiş ve bunun sonuçlarını almış bir çalışan. Ayrıca tebrik etmek isterim onu. Garanti Hobi projeleri diğer şirketlere örnek olmalı…
Pegasus çalışanlarının neden mutlu olduklarını anlayamadık maalesef. Yalnız zirvede şu soru yöneltildi Didem Egeli’ ye: ‘Pegasus’a iş başvurusu yapmak isteyen adaylardan kredi kartı aracılığıyla ücret isteniyor, bunun nedeni nedir, yasal mıdır?’

pegasus didem egeli (2)

Didem Hanım buradan gelen tutarın tamamının sosyal sorumluluk projelerine aktarıldığını ve çok sayıda başvuru aldıkları için gereksizleri elemek maksadı ile böyle bir uygulama getirdiklerini iletti bizlere. Hiç yorum yapmıyorum…

Sonraki panelde DHL, Digitürk ve Nutricia vardı. DHL ve Digitürk çalışanlarının hazırladığı videolarla başladı konuşmalar. Şahsen ben samimi bulmadım, vurgusu tonlaması ile çalışanların sözleri içten gelmiyor da replik okuyor gibiydiler. Hürriyet bu işi iyi yapmış, özgür bırakmış çalışanlarını ve onlar kendilerini iyi ifade etmişlerdi. Örnek olabilir size bi bakın derim.

nutricia dhl digitürk

Evet DHL ve Digitürk keyifli firmalar, işlerini iyi yapıyorlar buna da sözümüz yok. Çalışınca mutlu olabileceğimizi düşündük aslında. Benim ilgimi Nutricia çekti. Çok düşünceli olduklarını gözlemledim. Anne- Bebek beslenmesi ile ilgilendiklerinden olsa gerek her şeyde anaç bir tavır sezdim. Bu güzel bence.

Bu panelin sorasında süper bir adam geldi konuşmaya. Mehmet Seracettin TEZÇAKIN Kendisi Sultanahmet Köftecisi’dir. 95 yıldır çalışan mutluluğu politikaları varmış da doğaçlamaymış bunu farketmişler. Hani bizler bir alanda değişik şeyler üretmek için beyin fırtınası yaparız da yaparız konudan da uzaklaşınca saf haline, başa döneriz ya. İşte çalışan mutluluğu fikirlerinin en saf halini burada gördüm.

sultanahmet köfteci

Mehmet Seracettin TEZÇAKIN kendi çalışanları ile ilişkilerini anlatırken, bir özelliğini de dile getirdi.
Bazı şirketler çalışanlarını mutlu etmek için piknik yapıyor ve Sultanahmet Köftecisi ile bir menüde anlaşıyorlarmış.
Mehmet Bey bu arada devreye giriyor, o menü ile çalışanların nerede kaç saat tutulacağına bakıyor, eğer yemek tatmin edici değilse işvereni uyarıyormuş. ‘Ama maddi imkanımız kısıtlı ancak bu kadar yapabilirim’ diyen işverene de o zman 2 yılda bir kez yap ama mutlu olsun çalışanların diyormuş.
Çok hoş karşıladık bu tutumunu. 🙂

Yine sordum: ‘ sizin bu görüşlerinizden etkilenip şirketlerine bakış açınızı taşıyan tanıdık işverenler var mı?’
El-cevap: Sayıları çok olmasa da görüşlerimin yansıdığı şirketler oldu.

Sonrasında Nurus Ofis Mobilyaları tanıtımı ile sonlandı zirvemiz. Çalışanın rahatlığının, mutluluğunun da gerçekten mobilya ile ciddi bir ilgisi var. Yönetici koltuğu ayrı, çalışan koltuğu ayrı şirketler hiçbir zaman çalışan mutluluğunu elde edemeyecekler ben bunu bilir, bunu söylerim.

Bir de dipnot eklemek isterim, katılımcı firmalar kendi konuşmaları bittikten sonra gidiyorlar ya, o hiç hoş olmuyor.
Tüm birlik, duygu yoğunluğu darbe alıyor sanki. Tamam herkesin çok önemli işleri var, şirkette toplantılar sırayla bekliyor ama sanki böyle günler için biraz daha özenli olunsa güzel olur diye düşünüyorum ben. 🙂

Bizleri davet eden Piar Danışmanlık, beraber güzel vakit geçirdiğim blog yazarı arkadaşlarım ve bizlerle samimiyetle ilgilenen Burcu BÜLBÜL iyi ki varsınız. 🙂

blog yazarları

Bu zirvenin sürdürülebilir olması dileklerimle.

Hoş kalın!

Zuhal DURSUN

zuhal imza

Geleceği Güzel Gençlerin İnsan Kaynakları Zirvesinden Notlar :)

Merhaba Ey Okur!

Yoğun bir haftadan çıktım zirveler, dersler, ziyaretler derken hafta sonu yazı yazamayacak kadar doldurmuşum zihnimi ancak yazıyorum. 🙂

Kim bu İKloji, GençİK’cılar, Recep Asar diyenler için linkleri sunuyorum. Bu adamlarda vizyon var ileride güzel işler yapacağız, isteyen hazırlansın, katılsın derim. 🙂 Okuyun tanıyın adamlarımızı :

http://gencikz.com/
http://ikloji.com/

http://recepasar.com/

Gelelim zirve hakkındaki yorumlarıma:

Sabah erken saatte gittim gördüm ki gerçekten kişisel emeklerin ortaya konmasıyla organize olmuş bir ekibin zirvesindeyiz. Daha çok, yeni mezunlara vizyon kazandırmak için şirketlerin İnsan Kaynakları departmanı çalışanlarından destek alınarak hazırlanmış bir program izledik.
Ufak tefek aksilikler her zirvede olduğu gibi bunda da oldu lakin bu adamların bir sonraki zirvesi öyle böyle olmayacak buna da yürekten inanıyorum. 🙂

Sabah ilk konuşmacımız Collezione İnsan Kaynakları Müdürü Elif Gümüş oldu. Öncelikle perakende sektöründe iş tanımlarından örnekler verdi.Yeni pazarları ve hedeflerini anlattı. Bu aşamayı takdir ettim çünkü yeni mezun birine perakendeyi anlatmak için konuşmaya doğru yerden girdiğine inanıyorum. Sonrasında marka değeri üzerine çalışmalar yaptıklarını anlattı ve mezunlara ‘Türkiye’de kariyer perakendeden geçiyor, bize katılın’ çağrısı yaptı. Bunun üzerine perakende sektöründe en büyük sorunun mağaza çalışanlarının çalışma saatleri ve hafta sonu izin problemi olduğunu, bu konuda farklı bir tutum gösterip göstermediklerini sorduk ama herhangi bir yenilik duymadık maalesef. Bu da benim tespitim olsun, sadece part-time çalışan için kolaylık sağlamakla kalmayalım, çok değişik çalışma imkanları sunalım, sorular geldiğinde ‘iş kanununa uyuyoruz’ dan başka cevaplar üretelim ki perakendeye talep artsın.
Mağazacılık alanında marka değeri konuşacaksak mutlaka ama mutlaka işe satış danışmanları&mağaza temsilcilerimizin değerlerini yüceltmekle başlamalıyız.
collezione insan kaynakları

Sonraki konuşmacı AvivaSA Genel Müdür Yardımcısı Murat Bayburtluoğlu oldu. ( Bazı konuşmacıların sadece isim ve unvanlarını yazsak ayrı bir yazı diye yayınlarız… 😉 )
Murat Bey, AvivaSa tanıtımını biraz uzun tutsa da, son demlerde o yeni mezunların anlamadığı rakamlardan, grafiklerden uzaklaşarak ‘Neden AvivaSA bünyesinde çalışayım ki?’ sorusunu cevapladı.Cevapladı derken gerçekten insanın kafasında soru işareti kalmıyor, adamlar güzel kurgulamış bir çalışanın geleceğini. Yaptıkları işi çalışanları için de yapmışlar ve zirvede alkışlarla bitirebildi konuşmasını. Öğrenin : BES Satışçısı olmak için yasal olarak lisans mezunu olmak gerekiyormuş. Bir soru geldi : Devlete rağmen mi, devletle beraber mi çalışıyorsunuz? El- cevap: Ne devlete karşı ne devletle beraber, biz de anlayamadık… AvivaSA çalışan profili verilerini de ekleyeyim tam olsun:

Avivasa genel müdür

Dört Büyükler Sektör Paneli maalesef konunun dışında kişilerin kendilerini tanıtmaları ile geçti. Moderatör olup ‘reklam!’ diye bağırıp, tüm konuşmacıları arada kendine getiresim gelmedi değil ama ne yapsınlar adamlar gerçekten aşmış bazı şeyleri. Neyse ki tek tek eğitimlerine ve geldikleri noktaya diyecek sözümüz olmadığından dinledik ve sorular kısmında aktifleşebildik.

avivasa satıs kanalları

dört büyükler paneli

Hepsi Y kuşağına sebat edin, sabır gösterin dedi. Ben de genelde X kuşağın Y kuşağına bir iş emri verirken çok açık olmadığını, o operasyonel işin sonucunda nasıl bir katkıda bulunmuş olacağımızın resmini açıklıkla gösteremediklerini eğer bize o büyük resmi gösterirlerse bizim o küçük işe yaratıcı fikirlerimizle daha neler katacağımız, çarkı çok daha sağlam çevireceğimizi ilettim. Bu da Y kuşağından size mesaj olsun dedim falan filan 🙂

genç ik zirvesi 2014- zuhal ikulis

Öğle Arası : Yemekleri bile büyük özveri ile hazırlamışlar,çok büyük sevgi duydum neden bilmiyorum bu oluşuma.
Kahvelerimiz de bildiğiniz Türk Kahvesiydi, hem de her arada ayıla bayıla içtik. Teşekkür etmeden olmaz!

zuhal DURSUN ikulis

Sonrasında Denge Holding Yönetim Kurulu Başkanı Recep Ali Keydal konuşmasına başladı. İlk sözleri oldukça hoşuma gitti genç çalışanlara güvenip onlarla işbirliği yapmış, babacan tavırlarla anlattı durumu. Kurumsallaşmaları gereğini, aile şirketi olmanın zayıf yönlerini bildiklerini ve bu alanda çalıştıklarını anlattı. Sonradan işe alınan yöneticiden, çaycıya kadar her yeni çalışan ile kendisinin görüştüğünü iletti. Bizler biraz şaşırdık bu durumda ne yalan söyleyeyim.
Konuşması sonrasında sordum kendisine: Siz İK departmanınızın onayladığı, işe alımı kesinleşmiş bir çalışanla sadece tanışmak maksadı ile mi görüşüyorsunuz yoksa sizin görüşmeniz sonrasında işe alım kararı etkileniyor mu? El- Cevap : Son kararı tabii ki ben veriyorum, ben başta söylemiştim Yönetim Kurulu Başkanıyım ama İnsan Kaynaklarına da ben bakıyorum. O koltuğu kimseye bırakmam!

recep ali keydal

Satış ve Pazarlama Direktörü Ersin Gürsel geldi bizi toparladı gerçekten. Biraz kişisel gelişim semineri gibi olmadı değil ama ihtiyacımız varmış, çok güzel duygularla dinledik konuşmasını. Stephen R. Covey’in yazdığı “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” kitabını tavsiye etti ve hatta Ali Cevat arkadaşımıza attığı 25 adım karşılığında bu kitabı hediye de etti 🙂 (Stephen R. Covey hakkında düşünüyorum: Neden bilmem ama şu R harfini hiçbir yerde açıklamamış bu kadar mı nefret ediyordun abicim isminden, dedenin adı falan mıydı zorla mı koydular, mahkemede değiştiremedin mi neden bu azim? )

Biraz daha fotoğraf ile bu yazımı sonlandırıyorum.

ikulis (2)

ikulis selfie

ikulis

Diğer iki oturuma kalmadım, ertesi güne de Çalışan Mutluluğu Zirvesi planlarımızı bozdu ondan katılamadım. Seneye birbiriyle irtibatlı zirve ekipleri ile her zirveye katılabildiğimiz bir programda paylaşımlarımı yapmak dileğiyle.
Hoş kalın efendim. 😉

Zuhal DURSUN

Haydi hafta sonunda çıkan ilanlara eleştirel bakalım:)

Rutinimdir işim olsun olmasın hafta sonları gazete alır, İnsan Kaynakları eklerini okur ve ilanları tek tek incelerim.
Uzun zamandır ‘neden bay, neden bayan’ sorusunu sorduğumu biliyorsunuz. Firmaları arayıp, mini anketler yaparak ‘İş yaşamında pozisyona göre cinsiyet ayrımcılığı’ vb. bir başlık ile araştırma konusu yapmayı düşündüğümü ifşa etmeliyim lakin ki o kadar beklemeye gerek görmedim, bugünden başlayayım artık dedim.

Birkaç örnek ile lafımı sokup kaçmayı düşünüyorum. Yıl olmuş 2014, işletmeler ilanlarda geçmişlerinin ne kadar dolu olduğundan ve vizyonlarının ne kadar geniş olduğundan bahsettikten sonra iş tanımı ve şartlar kısmında aslında ne olduklarını ortaya koyuyorlar ya işte tam da bu kısma şaşırıyorum.

Verdikleri mail adreslerine ‘İnsan Kaynakları diye bir alan var, işletmeyi ve hedeflerini %100 büyütüyor, düşünür müyüz?’ diye mail atmam yakındır.

Neyse okuyun sevgili okurum 🙂

IMG_9399

Yeni hedeflerin var, İzmir’in en baba yemek firmasısın, 100.000 kişiye yemeği hep erkek çalışanla mı çıkardın bugüne kadar be firma? Neden yeni hedeflerine sadece erkeklerle ulaşabileceğini düşünüyorsun merak etmedim değil. Hem o nasıl iş adı mübarek:Erkek tatlı ustası (vuuu tam bir biscolatizm politikası yürüyor, olsa da yesek 😉 ) Bu ilana bakarken aklımdan replikler geçiyor, hooop yakaladım: Gora Arif:…ünüzden element uydurmayın!

IMG_9400

’12 ay açık’ olan işletmenizde belli ki siz de diğer oteller, marketler, ticarethaneler gibi kasa işlemleri ile sonuçlanan bir faaliyet gösteriyorsunuz. Turizmde kadının yapamadığı iş de neredeyse yok, neden bu tür bir iş için ısrarla cinsiyet belirttiniz merak ediyorum. Sürekli gece vardiyasında sorun çıkarıyorlar vb. gibi verileriniz var ise bence turizm çalışanlarının bu konuyu ayrıntılı görüşerek bir çözüm bulması gerekiyor. Zira azımsanmayacak kadar çok faydası var kadın çalışanın bu sektöre…

IMG_9401

Bir catering firması daha… Turizm veya hizmet sektörlerinden uzak olanlar için cost control neymiş bakalım:

Cost control; bir tesiste gelir ve giderlerin her kaleminde ve aşamasında, her işlemin proses ve personel analizinde baştan sona kadar kontrollerin yapılarak, aksaklıkların-kaçakların-sistemsizliğin,yanlış uygulamaların, denetimsizliğin, ihmalin, zaman ve maddi kaybın, prosedür ve politikaların oluşturduğu sistemle işin ve görevin tanımlanması ve raporlama disiplini ile izlenmesi sonucu oto kontrollü kurumsal yapının oluşturulup,bunun neticesinde profesyonellik, uzmanlık, bilgi birikimi ile sürekli iyileştirmelerin ve toplam verimliliğin artırılması işlevidir.
‘VE BU İŞİ YALNIZCA ERKEKLER YAPABİLİR, MAAZALLAH DEPODA ÜŞÜTÜR MÜŞÜTÜR KADIN ŞİMDİ’ mi eklediniz ki iş tanımı formlarınıza. Yani bu depo işlerini anlamış değilim, bir kadın çalışanın bulunamayacağı bir depo nasıl kurulabiliyor insan gerçekten hayret ediyor. Keşke ilanlar çıkılırken neden cinsiyet tercihi yapmak zorunda kalındığı açıklanmak zorunda kalınsa da farkındalık oluşsa işletmelerimizde. Bence bilinç devre dışı bu tür ilanlarda..

IMG_9402

Bu ilanda kadın, erkek eleştirisi yapmıyorum tabii ki ama daha fena bir uygulamaya gözüm ilişiyor. Şimdi biz engelli haklarını savunalım diyoruz, herkese fırsat eşitliği diyoruz ama 1,59 kadının güvenlik görevlisi olamayacağını söylüyoruz. Boy uzunluğu da insanın kendi çabaları ile elde edebileceği, yani edinilebilecek bir (tecrübe/yetkinlik/donanım her ne derseniz bu kritere) şey değil ki. Bu adamların işi için korunma ve etkisiz hale getirme sporları eğitimleri aldığını varsayarsak boy probleminin saçma bir kriter olduğunu düşünmekteyim. Daha farklı bir ifade ile zorla engelli çalışan sayısı arttırılıyor bu tür oturmuş tutumlarla. (Boy uzunlukları abartı değil ama hoş değil işte) Boyun 1,55 ise güvenlik, polis vb. olmak için engellisin demenin yakın versiyonu bence..

IMG_9403

Bunu çok içten sorguladım ilk markete gidişimde soracağım, ‘kadın işi değil’ mi diyecekler bakalım, cevabı paylaşırım sizlerle. İkinci Bahar dizisinde Meral Okay’ın Kasap Melahat karakteri gözümün önünde şu an. Bence bu işi kadınlar yapar, hatta sanki Carrefour ve Migroslarda gördüm kasap reyonunda kadın çalışan.

IMG_9404

Bu ilanda dikkatimi çeken şey dipnot. Belli ki muhasebeciler için cumartesi günleri mesaisi artık şaşırılacak bir şey olmuş. İhtiyaç duyan firmalar olabilir ki çoğu artık dönüşümlü olarak çalışıyor hafta sonları. Bu konuyu ilanda belirtip ‘kendinizi hazırlayın, mülakata gelince ‘aa nasıl olur, cumartesi çalışan muhasebeci mi, bik bik bik” şeklinde canımı sıkmayın demiş olabilirsiniz. Bence bu konu sizin için önemli, üzerine düşünüp piyasa şartlarını yakalamanız tavsiye olunur.

IMG_9405

Tatil köyünüz var, Ankara’da ofisiniz var anladık da sunmuş olduğunuz o imkanlar nedir Allah aşkına? Maaş – Prim – SSK – Yemek hımm çok yaratıcı değil mi sizce de? Ekstra ödülden bahsetmiyorum bile, herkesin hayalindeki işin ilanı emin olun böyle olmalı. Hele ki Satış&Pazarlama departmanınız için bu ilanla aday arıyorsunuz. 🙂 Güzel bir yetenek avcısı olmanıza çok az kalmış gerçekten… Te allam yaaa!

IMG_9406

Al birini vur ötekine demem gerek burada. Vizyonunuz kişiye özel portföy yönetimi ile yeni bir bakış açısı getirmekti di mi? Maaş, DOLGUN prim ? , Ssk’lı çalışacak arkadaş? Sen var söylemek, ben yok anlamak? Bu bahsettiğiniz şeyler olmadan sizinle çalışmak için koşacak yeni bir tür mü keşfedildi de haberim yok benim?
Neyse araştırayım az 🙂

IMG_9410

Ahan da bir depo faciası daha. Arkadaş iplik deponda giriş – çıkışları yalnızca erkekler mi takip edebiliyor?
Hele ki geniş bir servis ağı özelliğiniz varken bu cinsiyet ayrımcılığı… 🙂 (Firmamız Gebze’de ama siz müthiş konforlu servislerimize sabah 04:00 sularında Hadımköy’den biner, 09:00’da çalışabilecek gücünüz olursa giriş – çıkışı takip edersiniz. Hem başvuruları şahsen ya da CV ile de yapabiliyormuşuz. CV yoksa firmaya gidip kendimizi göstermek yetiyor anladığım kadarıyla. Hımm iyiymiş)

IMG_9412

Nooolduuu? Kasap için kadın olmaz, depo için kadın olmaz, sekreter denince neden kadın? Erkek asistanların da harikalar yarattığı iş dünyamızda sekreter iş tanımına gelince neden kadın kriteri devreye girebiliyor? Bi garipsiniz yemin ediyorum..

IMG_9411

Evet fotoğraflı CV istiyoruz çünkü 3200 kilo, gri tonlarda bir fil olma ihtimaliniz var ve biz sekreter olarak insan arıyoruz. Bu e-posta adresine fotoğrafsız CV yollayanlar da müfteridir, alçaktır! Sen o kadar İngilizce bil, office öğren ama bir fil olma ihtimaline karşı dipnot düşsünler ilana..

Bu ve benzeri tüm firmaların Allah İnsan Kaynaklarını versin.

Hoş kalın..

zuhal imza