Gözlerimi gerçekten açtığım yer: Karanlıkta Diyalog

Bu sabah güne sol gözümde büyük bir şişlik ile başladım. Basit bir enfeksiyon görüş açımı ne kadar daralttı, hayatımı ne kadar kısıtladı anlatamam. Ertelediğim mülakatı ve yemeği hatta Karanlıkta Diyalog etkinliğini düşündükçe üzüntüden kıvrandım desem yeridir.

Akşam saatlerinde sıhhatim elverdi nihayet ve gerçek empatiyi yaşamak için koştum Gayrettepe Metro İstasyonu’na.

Metro koridorlarında yürürken yerdeki tanıtım stickerları bile nefesimi kesmeye yetti. Heyecan ve merak simsiyah duvar panolarını gördükçe hücrelerime yerleştiler.

karanlıkta diyalog giriş

Öncelikle çanta, telefon, kaban, metal para vb. neyimiz varsa reflektör görevi görebilecek, yürümemizi dokunmamızı zorlaştıracak bıraktık dışarıda kilitli dolaplara. Etkinlik öncesi görme engellerinin anlatıldığı broşürler dağıtıldı. Dünya Göz Vakfı ve GETEM işbirliğinde ‘Konuşan Kitaplar’ projesi ile ilgili bilgilendirme yapıldı. Ve karar verdim hemen kayıt stüdyolarına giderek kitap okuyacağım görme engelli arkadaşlarımız için.

konuşan kitaplar

Sekizer kişilik gruplar halinde girdik içeri. Her grup için bir görme engelli çalışan rehberlik ediyormuş. Öncelikle loş bir koridora girdik grupça. Dışarıda bizi karşılayan bayan birer beyaz baston verdi elimize. Artık gözünüz bu dedi. Sonrasında karanlık bir koridorda isminin Murat olduğunu öğrendiğimiz ama kendini göremediğimiz bir rehberin eşliğinde başladık keşfetmeye tüm duyularımızı.

karanlıkta diyalog

Grubumuzda bir Amerikalı bulunuyordu. Steve, Defne, Sevilay, Zuhal, Leyla, Semih ve ismini hatırlayamadığım iki bayan daha. En önde Leyla isimli bir bayan, sonda ben olmak üzere tek sıra ilerledik. Bu isimleri öğrendim çünkü grubun bozulmaması için gezi boyunca kontrol seslenmeleri yapıldı. Ekibimize öncülük  yapan Leyla Hanım ve ekibin arkasını toplayan ben çok güzel diyaloglar yaşamak durumunda kaldık. 🙂

İlk başta gözlerimde müthiş bir ağrı hissettim. Enfeksiyondan olduğunu düşünsem de sonradan öğrendim herkes bu durumu yaşamış. Gözlerimiz karanlığa alışana dek olabiliyormuş böyle.

Sevgi köprüsü diye bir köprüden geçtik önce. Sonra ormana dalmışız gibi bir his kapladı içimi. Kuş sesleri, kedi sesi, su sesi. Nerede olabileceğimizi tahmin etmeye çalıştık duyarak, dokunarak. Çitler ağaçlar keşfettik ellerimizle. Bir bisikleti, arabayı, çöp kutularını, trafik lambalarını, bankamatik ve binaları ellerimizi kullanarak tanıyabildik.

Labirent gibi duvarları aştık, bastonlar gerçekten gözlerimiz oldu.

Murat Bey bizi sesiyle yönlendirdi, işitmek nasıl bir şeymiş en son körebe oynarken hissetmişim onu farkettim. (Bu arada çocuk sahibi olduğumda, bu oyunu bu isimle oynamamalarını iletmek isterim.)

IMG_8682

İki sinema filmi dinledik bir oturma odasında. Betimlemenin önemini anladık. Orada otururken düşündüm ve hatta sordum Murat Bey’ e, görme engelliler için yok denecek kadar azmış tasvir yapılan film seslendirmeleri. Bizler sinemalara çatır, çutur biletlerimizi alıp hiç düşünmeden seyrine dalıyormuşuz o filmlerin. Ya görme engelliler?

Sonra tramvaya bindik, İstiklal Caddesi’ndeki nostaljik tramvayın benzeri yapılmış. İçeri girerken, oturacak yer ararken epeyce zorlandım diyebilirim. İstiklal’i kulaklarımızla gezdik.

Sonra birden labirent gibi bir yerde ellerimizle duvara dokunduğumuzda Braille alfabesi ile Türk alfabesinin alt alta yazılı olduğunu hissettik. Kendi ismimizin baş harfini bulup, Braille alfabesi ile nasıl yazıldığını anlayıp, elimize tutuşturulan kağıtlara karanlıkta yazmaya çalıştık. Ne yazdık nasıl yazdık ancak dışarıda görebilecektik.

Sonrasında vapur keyfi yaşattı bize Murat Bey, hatta şarkılar söyledik beraber. Üsküdar’a Gider İken ve Erkin Koray’dan Kör Olası Çöpçüler ile inlettik vapuru. Söylemeden geçemem, Murat rehberin sesi de çok güzeldi. Vapurda motor, martı, deniz sesine rüzgar da eşlik etti ki kimse gerçek bir vapurda olmadığımıza beni inandıramazdı. 🙂

IMG_8681

Vapurdan inerek bir cafeye girdik. İçecek birkaç bir şey satın alıp, oturacak yer bulduktan sonra rehberimizle sohbete başladık. Ne hissettiğimizi sordu, uzun uzun anlattık. Paraları nasıl anlıyorsunuz dedik, para tanıma cetvelini çıkardı ve müthiş bir öğretmen edasıyla anlattı tek tek hepimize.

Steve ilk başta çok korkmuş ama sevgi köprüsünden geçtiğinde karanlık korkusunun geçtiğini fark etmiş.

Ben hareket alanımın çok dar olduğunu düşünerek hareket ettim. Kendimi ne kadar kısıtladığımı ortama alıştıkça anladım, el yordamıyla tabii. Gözlerimi kırpmaktan acı duymama rağmen, gözlerimi açık tutmam için hiçbir sebep yokken bile gözlerimi kapatamadım.

Ekip arkadaşlarımızı sesimizle uyardık, takım halinde dolaşabilmek için iyi bir iletişim kurduk.

İyi iletişim kurmayanlarımız da oldu tabii, bastonları ile diğer arkadaşını dürtenler, başka birinin ayağına takılanlar, başını alıp uzak diyarlara gitmeye çalışanlar… Tüm bu yaşananların işe alım kararımı etkileyebileceğini ve ne kadar doğru olabileceğini de düşündüm. Projenin mimarı Alman Andreas Heinecke bu etkinliğin başka bir versiyonunu Karanlık Kutu adıyla sistemleştirmiş ve işe alım, terfi gibi İnsan Kaynakları fonksiyonlarında kullanılmasını da sağlamış.

90 dakika süren bu etkinlikte zaman kavramının ne kadar göreceli olduğunu yaşayarak gördüm. Su gibi akıp gitmiş onca dakika ben minyatür İstanbul’u keşfederken.

Hepimiz Murat rehberin yaşını tahmin etmeye çalıştık. Aydınlığa çıktığımızda tahminimin tuttuğunu görmek beni mutlu etti. Ve sıra ayrılmaya geldiğinde ziyaretçi defterine en içten, en aydınlık dileklerimi karaladım.

karanlıkta diyalog braille alfabesi

‘Bize gezdiğimiz alanın aydınlık halini de gösterecek misiniz?’ dedim. Kıyas yapmak istiyordum ne kadarını algılayabildim, dokunduğum arabanın rengi neydi, vapurda oturduğum sıra ne kadar genişti görmek istedim. Ama o alanı aydınlıkken göremedim.

Sanıyorum işin sırrı da buradaydı. Empatik olabilmek o alanı aydınlıkken göremediğimde gerçekleşti. Kıyas yapamadım, renkleri bilemedim, farkında olamadım göremediğim alanların. Acaba nasıl yerlerden geçtim, nelere dokundum, neleri kaçırdım hiçbir zaman bilemeyeceğim.Şimdi görme engelli, müthiş insanları daha iyi anlıyorum.

Sonrasında rehberle tokalaşırken önce parmaklarımı şıklattım, sonra elini sıktım.

Neden mi? Onu size etkinlikte söyleyecekler. Mutlaka gitmelisiniz!

McDonalds: Bu da mı gol değil!

Bu sabah haber siteleri, gazeteler McDonalds İnsan Kaynakları’nın çalışanlarına ilettiği bir rapor yüzünden çalkalanmış da çalkalanmış. Neymiş efendim çalışanlarına fast foodun zararları hakkında bilgi vermiş, patates kızartması ve hamburger yemeyin demiş, CEO Don Thompson ise sağlıksız gıda satmadıklarını belirtmiş falan filan..

Hepimiz hayatının bir dönemi de olsa, arkadaş grubumuza uyarak veya çocuklarımızın ısrarına dayanamayarak bir – iki hamburger tüketmişizdir. Düzenli olarak her öğle yemeğinde hamburger-kola-patates üçlüsünü tercih etmiyor olsak da canımızın çektiği zamanlarda aman bir sefer yiyelim dediğimiz günler elbette oluyor. Böylesi dönemlerde Burger King ya da McDonalds önünde kasa işlemlerini gerçekleştirirken çalışanlara dikkat etmeden edemiyorum. Bugüne kadar Türkiye dışında Almanya, Macaristan, Slovakya, Avusturya ve Çek Cumhuriyeti’ nde bu firmaların çalışanlarını inceleme imkanım oldu. Hepsinin kilolu olduğunu söyleyemem. Yine de çalışan profiline baktığımızda hepsinin dar bir alanda çalıştıklarını, yerdeki yağ tabakasından kaymamak için yavaş yürümek zorunda olduklarını, fabrikasyon bir çalışma tarzı ile hep aynı işi yaptıklarını, lise ve dengi bir okulu henüz bitirmiş daha kariyer planı üzerine düşünmeye fırsat bulamamışlıklarını farketmek hiç de zor değil.(Bu tanımın içine Management Trainee kadrosunu katmıyorum ama tüm çalışanların o kadro içinde değerlendirilmesini gerçekten isterdim.) Genelde düşünceli ve dalgınlar ama aksine işlem almak konusunda da hızlı hareket ediyorlar. Yani çalışan profili gerçekten tehlikede..

ronaldmcdonald

İK bunu görmüş, obezite denen belayı sosyal sorumluluk gereği kendi çalışanlarından uzak kılmış ise suç mu işlemiştir? Sürekli yendiğinde nasıl sonuçlar doğurduğunu gördüğümüz bu yiyeceklerin içinde çalışan insanların tek besinlerinin bu olmaması konusunda onları uyarma gereği duymuş bir İK’ cının günah keçisi olması mı gerekir? Çalışanların molasını zaman kısıtı nedeniyle nasıl aceleci geçirdiğini hepimiz biliyoruz. Yemekhanelerde sağlıklı yemekler yerken dahi aceleciyiz.(sigara, muhabbet, kitap okuma, gidilmesi gereken bir yer vb. sebeplerle) Fast food’ un içinde bir çalışanın yemek molasını düzenli olarak fast food yiyerek geçirmesine kimse şaşırmaz. Muhtemelen tespit ettikleri bu durumu çalışan yararına değiştirmek istemiş olmaları oldukça takdir edilesi bir hareket bence..

Bir silah üreticisinin İK departmanının bireysel silahlanmaya karşı bilgilendirme yapmasını, naylon poşet üreten firma İK’ cısının gereksiz poşet tüketimi hakkında rapor hazırlamasını, bir tatlı üreticisinin çalışanlarına şeker hastalığı hakkında bilgilendirme yapmasını neden hazmedemiyoruz? İşverenler ergonomik ölçütlerde çalışanlarını çalıştırsınlar diye kendimizi yırtarken, İK sağlıklı beslenin demiş ne var bunda?

CEO sağlıksız ürün satmıyoruz demiş, diyecek tabi. Adamın işi bu. Günde 3 öğün yiyebilirsiniz hiçbir şey olmaz derse suçlayalım onu.

Sağlıksız olduğunu bildiğimiz halde hangimiz  kızartılmış gıdaları hayatımızdan tamamen çıkarttık peki?  Biz bu konuda yeterince kararlı davranmadan CEO’ yu da suçlamak çok anlamsız.

CEO işini yaparken İK da işini yaptı diye bu haberleri olumsuz bir dille vermek bu güzel düşünceyi baltalamaktır. Ve bu gözlemi, firmasına rağmen yaparak rapor yayınlayan bir İK’ cı örnek gösterilmeli bence her yerde.

Sağlıklı beslendiğimiz günler dileğiyle. 🙂

 

Zuhal DURSUN

 

Özel sektörde işe alım duyuruları

Merhaba sevgili kaynak 🙂

Bu haftamın neredeyse tamamı okuyarak geçti. Yeni çıkan uygulamalar, iş çözümleri, mülakat teknikleri, ilan eleştirileri, İK’da yeni yaklaşımlar konferansı derken zamanımı iyi yönetmek konusunda beynimin içinde deparlar attım denebilir.

Bu okuduklarım içinde tabii ki kadro hedeflerini açıklayan firmalar da yer aldı.

İşsiz sayısının 2,5 milyona ulaştığı çok sevgili ülkemin insanlarının iş bulabilmek için ne kadar emek verdiği tartışılmaz bence fakat verilen emeğin doğru yönde mi, doğru yöntemle mi olduğunu ileri bir tarihte tartışma konusu etmek isterim.

İşsiz kaynağımın iş arama sürecine bir adım olsun ben yardımcı olayım dedim ve kadro hedeflerini açıklayan firmaları bu kategoride duyurayım istedim.

Ne kadar çabuk başvurursanız o kadar iyi.

Dilerim kendinizi mutlu hissedeceğiniz işi en yakın zamanda bulursunuz.

***

Vatan Bilgisayar İnsan Kaynakları ile bir görüşme yapmıştım bundan birkaç ay önce. Kendileri yeni açacakları mağazaların peşinde şehirden şehire koşarken buldukları bir nefeslik fırsatta 2014 yılı mağaza ve personel hedeflerini açıklamışlardı bana.

Ani bir kararla mağaza hedefini iki katına çıkarmışlardı. Mağazaların içeriği ve metrekaresini farklı düşünerek yeni mağaza konsepti ile daha hızlı daha çok mağaza hedeflediklerini iletmişlerdi bana.

Bu birkaç aydır icraatlerini de basından takip etme imkanımız oluyor nitekim. 2014 yılında minimum 2000 maksimum 4000 yeni çalışanı bünyelerine katacaklarını açıklamış Hasan Vatan.

Bu durumda mağazaların ülkenin her yerinde açılacak olması geniş kapsamlı bir işe alım demek.

Ayrıca yöneticilerinin %’88’i nin içeriden yetişen kişilerin olduğu gözardı edilmezse kariyer planınız için iyi bir firma olabilir.

Bilişim sektöründe uzun ve yoğun bir dönemde işe alım yapmış biri olarak, Vatan Bilgisayar ile ilgili büyük şikayetlenmeler duymadım adaylardan.

Dilerseniz tercihinizi bu şirketten yana yapabilirsiniz yani. 🙂

Diğer firma Farmasi, kozmetik firması. Şirket yapısı hakkında fikrim olmasa da önümüzdeki 5 yıl süresince 750 bin yeni çalışan gibi büyük bir hedef koyduklarını duymuş bulunuyorum. İşsizlik rakamlarımıza bakınca -bu işe alım hedefi dünya insan kaynağını kapsasa da-  gerçekten büyük bir hedef… Umarım başarılı olabilirler. Dilerseniz yükselme hedeflerinizi bu firmada uygulamaya koyabilirsiniz. 🙂

Bir işe alım açıklaması da Burcu Özçelik’in haberinden geliyor. Bankalara 2014 yılı işe alım hedeflerini sormuşlar. İlgili tabloyu aşağıda görebilirsiniz.

Hepinize nokta atışları yaptığınız bir işe alım süreci dilerim.

 

banka 2014 ise alim

 

Evde çalışanların sigorta sorunu

Son haftalarda en çok tartışılan konulardan biri de “ev hizmetlerinde çalıştırılanların sigortalılığı” oldu. Herkes “nereye başvuracağız”, “nasıl sigortalatacağız” diye birbirine sormaya başladı. Prof. Dr. Şükrü Kızılot, ev hizmetlerinde çalışanların sigortalılığına dair bilinmesi gereken her şeyi Hürriyet İK okuyucuları için kaleme aldı.

sigortasız temizlikçi için ceza şükrü kızılot hürriyet
Son birkaç haftadır, en çok tartışılan konulardan biri de “ev hizmetlerinde çalıştırılanların sigortalılığı” oldu. Hürriyet Gazetesi yazarı Prof. Dr. Şükrü Kızılot, ev hizmetlerinde çalıştırılanların, “haftada bir gün dahi çalıştırılsalar”, sigorta ettirilmesi gerektiğini yazınca, ortalık karıştı. Çok kişi “bu ne zaman çıktı”, “nereye başvuracağız” ve “nasıl sigortalatacağız” diye birbirine sormaya başladı. Oysa uygulama yeni değildi. Ev hizmetlerinde çalıştırılanların SSK sigortalısı ettirilmesi, 24 Kasım 1987’den beri uygulanıyordu.
Ev hizmetleri nedir?
Sosyal Güvenlik mevzuatına göre, ev hizmetleri; çamaşır ve bulaşık yıkama, yemek yapma, ütü işleri, cam silme gibi, evde yapılan gündelik işlerdir. Bazı evlerde bu işleri yapanların yanı sıra, çocuk bakımı ile ilgilenen kadınlar da çalıştırılabiliyor. Bunların dışında, bir de mürebbiye çalıştırılması da söz konusu. Bunlar da genellikle eğitimli kadınlar olup, çocuğun yabancı dil dahil eğitimi ile ilgilenirler.
Nasıl sigorta ettirilir?
Evde temizlik, çocuk bakımı, yemek vb. işler için kadın çalıştıranların;
Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) başvurup “işyeri numarası” alması gerekiyor. Bu numara “işyeri bildirgesi” diye adlandırılan bir bildirgenin verilmesi ile alınıyor.
Evinde kadın çalıştıran kişi, işlemlerini elektronik ortamda yapabilmesi için SGK’dan “şifre” alacak.
Kadının işe başlama tarihinden itibaren “en geç bir ay içinde” alınan şifre ile internet üzerinden, “işe giriş bildirgesi” verilecek.
Her ay, izleyen ayın 23. günü akşamına kadar, internet üzerinden “aylık prim ve hizmet bildirgeleri” verilecek. Bu bildirgede kadının ay içindeki çalışma günü, ödenen ücret ve primler gösterilecek.
Ayın belli günlerinde (örneğin haftada 1-2 gün) çalışanlar için “kısmi süreli iş sözleşmesi” düzenlenecek ve bu sözleşme elden SGK’ya verilecek.
Cezası ne?
Evde sürekli çalışan kadının, sigortasız çalıştığını belirterek mahkemeye başvurması halinde;
Sigortalı işe giriş bildirgesi verilmediği için 2.043 TL
Aylık prim ve hizmet belgesi verilmediği için; her ay itibariyle 2.043 TL
idari para cezası kesilecek.
Buna göre Kasım 2013 itibariyle, 5 yıllık idari para cezası yani 60 ay için yaklaşık 80 bin 214 TL olacak. İdari para cezası, o tarihlerde yürürlükte olan “asgari ücretin iki katı” olarak hesaplanıyor.
İdari para cezasının yanı sıra, 10 yıla kadar sigorta primi, gecikme cezası ve gecikme faizi de istenecek. Bu da 10 yıl kesintisiz ev işinde çalışan kadın için 80 bin TL idari para cezasının dışında, 30 bin TL prim, 30 bin TL’de gecikme zammı toplamda 150 bin TL anlamına geliyor.
Sigortasız yabancı çalıştıranlar
– Çalışma izni olmadan çalıştırılan her bir yabancı için 7.325 TL “idari para cezası”, uygulanacak. Ayrıca;
– Sigortalı işe giriş bildirgesi verilmediği için yaklaşık 2.043 TL, idari para cezası,
– Olayın mahkeme kararıyla ortaya konması durumunda, aylık prim ve hizmet belgesi verilmediği için; her ay itibariyle 2.043 TL, 5 yıldır sigortasız çalışması durumunda, (her ay için yürürlükteki asgari ücretin iki katı) yaklaşık 80 bin 214 idari para cezası uygulanacak.
Bitmedi.. Bir de o yabancı için geriye dönük primler, gecikme zammı ve cezası var! O da örneğin beş yıl için yaklaşık (30+30=) 60 bin TL ediyor.
Gösterilecek ücret
Sigorta primine esas tutarın, asgari ücretin bir buçuk katı gösterilmesi gerekiyordu. Yani evde yabancı kadın çalıştıranların, aylık asgari ücretin bir buçuk katı üzerinden prim ödemesi isteniyordu. 2013 yılı Şubat ayından itibaren de, asgari ücret üzerinden bildirilip prim ödenmesi yeterli bulundu.
Vergi ve kıdem tazminatı yok işsizlik aylığı var
Evdeki temizlikçi kadına ya da çocuk bakıcısına ödenen ücretler, gelir vergisinden istisna. Başka bir anlatımla, gelir vergisine tabi değil (GVK. Md. 23/6). Kıdem tazminatına gelince, evde çalışan kadınlar İş Kanunu’na tabi olmadığı için kendilerine kıdem tazminatı ödenmiyor.
Fakat ev hizmetlerinde çalışanların işsizlik aylıkları var. En az 600 gün sigortalı olanların 180 gün, 900 gün sigortalı olanların 240 gün, 1.080 gün ve daha fazla sigortalı olanların 300 gün süre ile işsizlik ödeneği alma hakkı var.
Çözüm ne olabilir?
Evde kadın çalıştıranların çoğu, evde çalışan kadınla ilgili yükümlülüklerini bilmiyor.
Özellikle “haftada bir gün kadın çalıştıranlar”, dudak uçuklatan ceza nedeniyle paniğe kapılmış durumda. Bu aşamada, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun, özellikle haftada bir gün çalışanlar için “çözüm getirmesi” gerekiyor. Örneğin “haftada bir gün çalışma” olayının, “sürekli çalışma” tanımına girmediği açıklanırsa veya bu yönde yasal bir düzenleme yapılırsa, sorun çözümlenmiş olur.
Çalışan kadınların da mağdur olmaması için evde çalışan kadınlar, “isteğe bağlı sigorta” kapsamına alınabilir.
Haftada bir ya da iki gün temizliğe gittiği ev, temizlik ücreti dışında, her hafta bir veya iki günlük primi kadına ayrıca ödemesi, bir çözüm yolu olabilir. Haftada bir iki gün ya da sürekli kadın çalıştıranlara da temizlikçi kadının (veya çocuk bakıcısı kadının) “isteğe bağlı sigortalı olup olmadığının belgesini sorup kontrol etme” sorumluluğu verilir. Bunu yerine getirmeyenlere de prim ve ceza uygulanacağı belirtilir. Olur biter…

Şükrü Kızılot & Hürriyet

Yabancı işçi çalıştırmak için yapmanız gerekenler

Yabancı işçi başvurusu

4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzni Kanunu uyarınca, ülkemizde çalışacak olan yabancılar için “çalışma izni” alınması gerekiyor. Bu nedenle;

Evinde yabancı uyruklu kadın çalıştırmak isteyenlerin, öncelikle Emniyet Müdürlüğüne başvurarak, çalışma izni amaçlı “ikamet tezkeresi” almaları gerekiyor.
Bunu aldıktan sonra, en fazla 6 gün içinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na “çalışma izin başvurusu” yapmak zorunda. 6 günlük süre geçirilirse, yeniden başvuru yapılması icap ediyor.
Bakanlık izin işlemleri tamamlanınca, bu kez en az bir yıl süreli “çalışma meşruatlı ikamet izni” için emniyete tekrar başvuruda bulunulması gerekiyor.
Bir yıllık izin alındıktan sonra SGK’ya başvurup, yabancıyı sigortalama gerekiyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verdiği iznin üzerinden 15 gün geçtiği halde yabancı çalıştırılıp sigortalanmaz ise, yüksek tutarda “idari para cezası” kesilecek.
Kaçak yabancı, yakalandıktan sonra, yurt dışına gönderilene kadar yapılan bütün masraflar (yol gideri dahil), kaçak çalıştırandan isteniyor.

mürebbiye

Mürebbiyenin bir de vergisi var

Ev hizmetlerinde çalışan ve temizlik ya da çocuk bakıcılığı yapan yabancılardan gelir vergisi kesintisi yapılmıyor (GVK Md.23/6). Ancak mürebbiye olan yani çocuğun eğitim ve bakımı ile görevlendirilen yabancı uyruklu kadınlara ödenen ücretler, gelir vergisine tabi.

Bekarlara ve çocuğu olmayana yabancı hizmetçi yasak

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, yabancıların Türkiye’de çalıştırılması konusunda bazı sınırlamalar var. Buna göre;
– Yaşlı ve hasta bakımı ile küçük çocuğu bulunanlar dışında konutlarda, yabancı hizmetçi ve dadıların çalışmasına izni verilmeyecek.
– Bakım gerektirecek hastaların, hastalıklarının “sağlık raporu” ile kanıtlanması gerekiyor.
– Ciddi bakım gerektiren haller dışında, erkek yabancılara, konutlarda çalışma izni verilmesi yasaklandı.

 

Hürriyet – Şükrü Kızılot

2014’te kimlerin yıldızı parlayacak

Türk istihdam piyasası 2014’te bu yıldan daha hareketli bir yıl geçirecek. 2014’ün parlayan sektörleri 2013’te de olduğu gibi bilişim, bilgi teknolojileri, e-ticaret, perakende, inşaat ve sağlık olacak.

meslekler-2014 gelecek

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, Türkiye genelinde işsiz sayısı 2013 yılı Ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 361 bin kişi artarak 2.806.000 kişiye yükseldi. İşsizlik oranı ise 1 puanlık artış ile yüzde 9,8 seviyesinde gerçekleşti. Tarım dışı işsizlik oranı 1 puanlık artış ile yüzde 12.3, 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı ise 1.5 puanlık artış ile yüzde 18.7 oldu.
İstihdam edilenlerin sayısı 2013 yılı Ağustos döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 593 bin kişi artarak 25.960.000 kişiye yükseldi. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 53 bin kişi azalırken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 646 bin kişi arttı.
En fazla istihdam artışı sağlayacak 3 ülkeden biri
Genel olarak bakıldığında 2013 yılında istihdam piyasasının durağanlık, hatta dönemsel olarak düşüşler gösterdiğini söyleyen HRM İstanbul Ofis Yöneticisi Ayşegül Davutoğlu, “ILO Küresel İstihdam Eğilimleri 2013 Raporu da bu gözlemi destekler nitelikte, ekonomik krizin ve işlerin sektörler arasında sergilediği kaymaların, işsizlik oranlarındaki yükselme eğilimini nasıl arttırdığını gözler önüne seriyor. Gelişmiş ekonomilerde bile yatırımlarda ve istihdamda belirgin toparlanma işaretleri görülmediği de raporda açıkça belirtiliyor. Ülkemizde de özellikle ilaç ve sigorta sektörlerinde küçülmeye bağlı olarak yaşanan işten çıkarmalar da bu verileri destekliyor. Bununla birlikte 2013’te yerel istihdam piyasasına baktığımızda yapı ve inşaat, otomotiv, üretim ve sağlık sektörü en çok istihdam yaratan sektörler oldu. En çok talep edilen pozisyonlar ise satış danışmanı, satış mühendisi, müşteri hizmetleri personeli, sağlık personeli ve mühendis pozisyonları idi. Bu yıl perakende, yapı ve inşaat ile sağlık sektörlerinin özelikle Anadolu’daki yatırımları dikkat çekiciydi. Enerji sektöründe de istihdam hareketliydi” diyor.Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) göre, Türkiye 2014’te gelecek yıl en fazla istihdam artışının olacağı 3 ülkeden birisi olacak. OECD’nin raporuna göre istihdamın yüzdesel olarak en fazla artması beklenen ülkeler yüzde 2,7 ile Meksika ve İsrail. Bu ülkeleri yüzde 2,2 ile Türkiye takip ediyor.

E-ticaret büyüyecek


Türkiye’de yılda 4.500 kişiyi işe yerleştiren Adecco Türkiye Genel Müdürü ve aynı zamanda Özel İstihdam Büroları Derneği Yönetim Kurulu Başkan Vekili Tibet Eğrioğlu, 2014’te de perakende, enerji, inşaat sektörlerinin iç dinamikleri açısından çok aktif olacağını öngörüyor.
Eğrioğlu, “Diğer taraftan teknoloji ile bağlantılı e-ticaret firmaları 2013’te devam eden hızlı büyüme trendlerini ve yapılan yatırımların doğal sonuçlarını 2014’te de devam ettirecek ve ilgi görecek gibi gözüküyor. Mesleki anlamda parlayacak alanlara baktığımızda ise; perakende sektöründe yine büyük alımlar olurken sadece satış-mağaza danışmanı değil, yabancı dil bilen mağaza müdürlüğü pozisyonları, satınalma ve görsel düzenleme pozisyonları önem kazanacak. Perakende ile paralel ilerleyen AVM işletmeciliğinin yıldızı parlamaya devam edecek. İnşaatta proje yöneticileri, e-ticarette online pazarlama pozisyonlarının yanısıra yeni bir trend olarak sosyal medya yönetimi ve dijital pazarlama alanları 2014’te birçok sektör için yıldızı parlayacak bir meslek olarak karşımıza çıkacaktır” diyor.


Sağlık ve teknolojiye dikkat


2014’te yıldızının parlaması beklenen sektörlerin başında bilişim, bilgi teknolojileri, perakende ile yine yapı, inşaat ve sağlık geliyor. Özellikle bilişim sektöründe yerli şirketlerin önemli oranlarda büyüdüğü ve sayılarının arttığı gözlemleniyor. 2014’te satış (her kademede), yazılım mühendisi, üretim mühendisi ve sağlık personeli pozisyonlarına talep yüksek olacak.
Ayşegül Davutoğlu, yapılan yatırımlara bakıldığında sağlık ve teknolojinin 2014’te parlayan iki sektör olacağını söylüyor: “Bu anlamda öne çıkması beklenen meslekler bilgisayar yazılım ve donanım mühendisi, veri analistleri ve farklı kademelerde görev alacak sağlık profesyonelleri ve yöneticileri olarak karşımıza çıkıyor. Sağlık sektöründe yaşam süresinin uzaması, hastanede ve evde bakım hizmetlerinin gelişeceğini, hızla artan yaşlı nüfus, tıp ve diğer sağlık hizmetlerine talebin artacağını gösteriyor. Sağlık kuruluşları için yönetici kadroları da büyük talep göreceğe benziyor.”
Oxygen Consultancy Genel Müdürü Tolga Bilgin, Anadolu’daki sağlık yatırımlarının artmasıyla sağlık sektöründeki personel talebinde artış olduğunu, 2014’te de özellikle Anadolu’da sağlık sektörünün yıldızının parlayacağını ekliyor.


Sosyal medyanın önemi artacak


2014 yılında yerel seçimlere kadar istihdam piyasasında önemli hareketler olmayacağını söyleyen HumanGroup Genel Müdürü Gaye Özcan, “Teknolojinin gelişimi, iletişimin artan önemi, online dünyanın giderek daha fazla hayatımıza girmesi nedeniyle telekomünikasyon, bilişim sektörlerinin önemi giderek artıyor. Aynı zamanda internet dünyasına ilişkin hizmet ve ürün üreten, halkla ilişkiler, reklam, medya gibi tüm sektörler de buna dahil. Meslek olarak baktığımızda öne çıkan sektörler doğrultusunda bilgi teknolojileri uzmanları, yazılım uzmanları, iletişim ve sosyal medya uzmanları, yaratıcı meslekler (yazarlık, tasarım gibi), proje yöneticileri, halkla ilişkiler uzmanları, sağlıkla ilişkili tüm mesleklerin yıldızı parlayacaktır” diyor.


Eğitim sektörü yatırım fonlarının ilgisini çekiyor


2014’de yıldızı parlayacak bir diğer sektör de eğitim sektörü. Sektöre yatırım fonlarının talebi oldukça yüksek. Sektörün büyümesi ve kurumsallaşması için yönetim kademelerinde profesyonel yöneticilere ihtiyaç artacak.
Tüm dünyada çevre sorununun artması nedeniyle rüzgar enerjisi, güneş enerjisi gibi enerji kaynaklarını temsil eden yenilenebilir enerji sektörü de gelişecek. Bu alanda bilgi sahibi profesyonellere daha çok ihtiyaç duyulacak.
Geçtiğimiz yıllarda küçülen otomotiv sektöründe 2013 yılı itibariyle yeniden büyüme ve canlanma yaşanıyor. Otomotiv ve otomotiv yan sanayi sektörünün üretim alanında eleman ihtiyacı bulunuyor. Özellikle üretim alanında kariyer yapmak isteyen meslek yüksek okulu mezunu tekniker adaylara bu sektörde oldukça ihtiyaç duyulacak.


Türk işveren ocak-mart dönemi için umut vaat ediyor


ManpowerGroup tarafından her çeyrek hazırlanan Manpower İstihdama Genel Bakış Araştırması 2014 birinci çeyrek istihdam beklentileri açıklandı. Türkiye’den de 1.001 temsilci işveren ile görüşme yapılarak gerçekleştirilen araştırmaya göre Türk işverenler ocak-mart dönemi için umut vaat eden işe alım planları bildiriyorlar. İşverenlerin yüzde 25’i istihdam artışı beklerken yüzde 9’u düşüş öngörüyor ve yüzde 65’i de herhangi bir değişiklik beklemediklerini ifade ediyor. Bunun sonucunda ise Türkiye’deki Net İstihdam Görünümü +%16’yı gösteriyor. (Net İstihdam Görünümü, toplam istihdamda artış öngören işverenlerin yüzdesinden, önümüzdeki çeyrekte iş yerlerinde istihdam düşüşü bekleyen işverenlerin yüzdesi çıkarılarak hesaplanıyor.)
2013 4. çeyreğine kıyasla, görünüm yüzde 2 puan düşüyor. Ancak önceki yılın aynı dönemine göre işe alım planları yüzde 6 puan güçleniyor.
Gelecek çeyrekte elektrik, gaz ve su sektöründeki işverenler +%33’lük Net İstihdam Görünümüyle en iyimser işe alım planlarını bildiriyorlar. Kamu & Sosyal Hizmetler sektöründeki işverenler +%24’lük bir görünüm ile aktif bir işgücü pazarı öngörürken iki sektörde (finans, sigorta, emlak kurumsal hizmetler sektörü ve ilaç sektörü) görünümler +%20’de kalıyor.
İşverenler hem ulaşım, depo & iletişim sektöründe hem de toptan & perakende ticaret sektöründe +%19 ile iyimser işe alım planları bildiriyorlar.
Birinci çeyrek öngörülerini değerlendiren Manpower Türkiye Genel Müdürü Reha Hatipoğlu, “Türkiye’nin görünümü ilaç ve toptan & perakende ticaret sektörlerindeki yıldan yıla gözlemlenen önemli iyileşmelerle ivme kazanıyor. Bunun yanı sıra, özelleştirmelerin devam ettiği, elektrik, gaz ve su sektöründeki işverenler birinci çeyrek için +%33’lük net istihdam görünümüyle en iyimser işe alım planlarını bildiriyorlar. Aktif bir sürece girmeye aday bir diğer sektör ise yaklaşan yerel seçimlerin de etkisiyle kamu & sosyal hizmetler sektörü. Bu sektördeki işverenler +%24 ile hareketlenen bir işgücü̈ pazarının sinyallerini veriyorlar” diyor.


Geleceğin meslekleri


HRM İstanbul Ofis Yöneticisi Ayşegül Davutoğlu, geleceğin mesleklerini şöyle sıralıyor:
– Sosyal medya ve sosyal ağlar iletişim uzmanlığı,
– İnternet pazarlamacılığı,
– Mobil uygulama yazılımcılığı,
– E-ticaret yazılımcılığı ve girişimciliği,
– Bilgi Teknoloji (IT) uzmanlığı (özellikle veri madenciliği yazılımı uzmanı, veri analisti ve yazılım geliştirme mühendisleri, veritabanı yöneticileri)
– Bilgi teknolojilerini kullanabilen insan kaynakları uzmanlığı
– İç kontrol sistem uzmanlığı (risklerin erken teşhisi için)
– Anlaşmazlıkların kanuna ve dışarıya yansımasını (marka değerine zararı) engelleyecek ve kendi içinde çözebilecek adalet birimleri / uzmanlıkları
Gençlere tavsiyeler
Uzmanların gençlere, yeni mezunlara meslek seçiminde en önemli tavsiyesi kendilerini iyi tanımaları, güçlü taraflarına odaklanmaları ve keyif aldıkları işleri seçmeleri.
Bunun için çeşitli sertifika programlarına, kariyer günlerine katılmak, parlayan sektörleri, çalışılmak istenen şirketleri araştırmak, farklı sektörlerde staj yapmak, İngilizce’yi geliştirmek için yurtdışındaki gençlik kampları ve üniversite değişim programlarına katılmak tavsiye ediliyor.

Hürriyet İK – Burcu ÖZÇELİK

Türkiye’de 210 bin yabancı iş arıyor.

Kariyer sitesi Secretcv.com’un kayıtlarına göre Türkiye’de 210 bin yabancı iş arıyor. Siteye bu sene en çok CV yüzde 33 ile Bulgaristan’dan geldi. Onu yüzde 13 ile Almanya ve yüzde 6 ile Azerbaycan takip etti. KKTC, Fransa ve ABD’den de CV alındı.

yabancı işçi çalıştırma

Secretcv.com Genel Müdürü Okan Tütüncü, “Geçen seneye göre iş arayan yabancı aday sayısı yüzde 23 arttı. Türkiye’de yatırım yapan yabancı şirketler her geçen gün artıyor. Bizler de ülkenin yalnızca yabancı şirketler için değil, yabancı çalışanlar için de çekim alanı durumda olduğunu görüyoruz. Ortadoğu’nun siyasi gerginliği de Türkiye’de istihdamı yakından ilgilendiriyor.” dedi.Okan Tütüncü, “Verilerimizi Çalışma Bakanlığı’nınkilerle karşılaştırdığımızda Secretcv.com’a CV yükleyenlerle Türkiye genelinde çalışma izni başvurusu yapanlar arasında ülkeler bakımından farklılıklar olduğunu görüyoruz. Bunun nedeni internetten iş arayan yabancılarla diğer yollardan ülkeye gelerek çalışanların sektörel ve niteliksel farklılıkları. Daha nitelikli işgücü gerektiren sektör ve pozisyonlarda, internetten iş başvurusu yapma oranı da yükseliyor.” ifadelerini kullandı.Yabancı adaylar ile ilgili verileri aktaran Tütüncü, “Şu an başvuruların 5’te 1’i yöneticilik pozisyonlarına yönelik. Yani toplam 42 bin yabancı aday şu anda Türkiye’de yönetici olmak istiyor. Bu 42 bin kişi toplam 169 bin açık pozisyona başvurmuş. Bir adayın birden fazla pozisyona başvurabildiğini de akıldan çıkartmamak gerekiyor. Yöneticilik pozisyonuna yönelik iş arayanların sektörel dağılımına bakıldığında da yüzde 18,43 ile yine mağazacılık ve perakendecilik ilk sırada. Onu yüzde 7,70 ile gıda, yüzde 6,94 ile tekstil sektörü izliyor.” açıklamalarında bulundu. Tütüncü, şöyle devam etti:“Çalışma Bakanlığı’nın verilerine göre son 4 senede toplam 114 bin 85 yabancı uyruklu kişi Türkiye’de çalışma izni almak için başvuru yaptı. Bunlar arasında 64 bin 279 kişini başvurusu onaylanırken, 49 bin 806 kişininki ise onaylanmadı. Bu rakamlar büyük resmi görebilmemiz için bize ışık tutuyor.2010’da Türkiye’de çalışma izni için başvuran yabancıların sayısı 5 bin 339 iken, bu sayı 2013’te 48 bin 279 oldu. 2010’da yapılan 5 bin 339 başvurudan 2 bin 839 tanesi onaylanırken, 2013’te bu rakam 30 bin 241’e yükseldi. Yani 4 yılda çalışma izni alanların sayısı 10 kattan fazla arttı.”Secretcv.com verilerine göre yabancı uyruklu CV’lerin ülkelere göre dağılımı şöyle:

ÜLKELER                 Kişi  Yüzde

Bulgaristan             69363  33

Almanya                 28245 13,4

Azerbaycan             13524 6,4

K.K.T.C                  11886 5,6

Fransa                    10857 5,1

ABD                        8883  4,2

Rusya Federasyonu 8799 4,1

İngiltere                  7287 3,4

Hollanda                 6951 3,3

İran                        6426 3

 

Secretcv & Habertürk

Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği Başkanı Mehmet Göçmen: Ölçemiyoruz, Ödüllendiremiyoruz, Kaçırıyoruz.

Türkiye’de ve dünyadaki şirketlerin birçoğu aile şirketi. Aile şirketlerinde bir sonraki jenerasyona geçişte sıkıntı var. 3 şirketten 2’si ikinci jenerasyonu görmüyor. 100 şirketten 15’i üçüncü jenerasyonu, 100 şirketten 4’ü de dördüncü jenerasyonu görüyor.

Kurumsallaşmanın eskiden beri insanların kafa yorduğu bir mevzu olduğunu söyleyen Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği Başkanı Mehmet Göçmen, “Dolayısıyla kurumsal yönetim ilkelerini benimseyip şirketimizi şeffaf, adil, sorumlu yapıp ve bu modeli yurtdışında kopyalar hale getirdikten sonra bu insan gücümüzden daha verimli faydalanacağız. Bunu ne kadar erken yaparsak Türkiye hem büyüyecek hem refahı yükselecek. Şu anki sistemde farkı patron yaratıyor, farkı insanın yarattığı ortam oluşturulmalı” diyor.

Mehmet Göçmen, yapılan en büyük hatalardan birinin de performansı doğru ölçememek ve ödüllendirememek olduğunu söylüyor: “Birçok şirket performası da doğru ölçemiyor, bizde ortalama performansa prim vermek vardır. Performası ölçmeyip ödüllendirmeyince yetenekler doğru seçilmiş olmasına rağmen, doğru yerlerde istihdam edilmiş olmasına rağmen o iklimde yaşamıyorlar, kaçıyorlar, onlar (Y kuşağı) bizim gibi düşünmüyor.”